Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet ediniz

Bedreddîn ibn-i Ferhûn hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. 693'te (m. 1294) Medine'de doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinden hadis ve fıkıh ilmi tahsil ettikten sonra yirmi dört yıl Medine kadılığı yaptı. Çok talebe yetiştirdi. 769'da (m. 1367) Medine'de vefat etti. Bir dersinde şöyle anlattı:

Herkes dünyada kendi hesabına bakmalıdır. Enbiyâ sûresi, kırkyedinci âyetinde meâlen, “Kıyâmet günü terazi kuracağım. O gün, kimseye zulmedilmeyecektir. Herkesin dünyada yapmış olduğu zerre kadar iyilik ve kötülüklerini meydana çıkarıp, teraziye koyacağım. Herkesin hesabını yapmaya yetişirim” buyurdu.
Resûlullah Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: “Akıllı şu kimsedir ki, günü dörde ayırıp, birincisinde yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. İkincisinde Allahü teâlâya münâcât eder, yalvarır. Üçüncüsünde, bir sanatte veya ticârette çalışıp, helâl para kazanır. Dördüncüsünde, istirâhat eder ve mübâh olan şeylerle kendini eğlendirip, haram şeyleri yapmaz ve onlara gitmez.”
İkinci halîfe Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü anh” buyurdu ki: “Hesabınız görülmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz!”
Allahü teâlâ, meâlen buyurdu ki: “Şehvetlerinizi, [yâni nefsin arzularını] haramlardan almamaya uğraşınız ve bu cihâdda sebât ediniz, dayanınız!”
Allahü teâlânın, her yaptığımızı, her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar, birbirinin dışını görür. Allahü teâlâ ise, hem dışını, hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin, işleri ve düşünceleri edepli olur. Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki: “Ey insân! Seni her ân gördüğümü bilmiyor musun?”
Bir Habeşli, Resûlullah efendimizin huzuruna gelip, “Çok günah işledim. Tövbem kabûl olur mu?” dedi, “Evet, olur” buyurdu. “O günahları işlerken, O, görüyor mu idi?” dedi; “Evet” buyurunca, Habeşî, bir âh! çekti ve yıkılıp cân verdi. Îman ve hayâ böyle olur...
Peygamberimiz buyurdu ki: “Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet ediniz! Siz, Onu görmüyorsanız da, O sizi görüyor” Onun gördüğüne inanan, Onun beğenmediği bir şeyi yapabilir mi?
Zelîha, Yûsuf aleyhisselâmı, kendisine çağırınca, önce kalkıp büyük olduğunu sandığı bir heykelin yüzünü örttü. “Bunu, niçin örttün?” deyince, “Ondan utandığım için” dedi. “Sen, bir taş parçasından utanıyorsun da, ben yerleri ve yedi kat gökleri yaratan, Rabbimin görmesinden utanmaz mıyım?” buyurdu.

Toplam Görüntülenme: 99

Yayın tarihi: Perşembe, 17 Aralık 2020

Bunları okudunuz mu?