“Ölmek için temiz bir yer arıyorum!”

Onuncu asırda Irak’ta yaşayan büyük velîlerden olan Mimşâd ed-Dîneverî, çok zengin bir zat idi. Allahü teâlânın sevgili kullarıyla tanıştıktan sonra, bütün varlığını fakirlere dağıttı. Sonra hac için yola çıktı. Oradan ayrılırken de;
“Yâ Rabbî! Âilem ve çocuklarımı sana emânet ettim” diye duâ etti.

“Ben ehl-i gâipten bir kişiyim!”
Mimşâd ed-Dîneverî, Mekke-i mükerreme yolunda giderken çölde bir adam gördü. Başında bir tepsi yemek vardı. Mimşâd ed-Dîneverî bunu ne yapacağını sordu. Adam da;
“Ben ehl-i gâipten bir kişiyim. Her gün senin evine böyle bir tepsi yemek götürürüm. Allahü teâlâ bana böyle emretti” dedi.
Kendisi şöyle anlatır:
“Bir zamanlar borcum vardı. Kalbim hep bu borç ile meşgûl olurdu. Bir gün rüyâmda birinin bana; ‘Ey cimri! Yaptığın bu borç bize aittir. Bize güven, borcundan dolayı hiç korkma. Senin görevin, borcunu bize havâle etmek, bizim görevimiz ise borcunu ödemektir’ diye söylediğini gördüm. Bundan sonra hiçbir zaman, kasap, bakkal ve manav gibi yerlerdeki borçları düşünmedim. Zîrâ bunlar hep ödeniyordu...”
Mimşâd ed-Dîneverî’ye;
“Aç kalan velî ne yapar?” diye sorduklarında;
“Namaz kılar” diye cevap verdi.
“Peki onu yapacak gücü yoksa?” diye sorduklarında;
“Uyur” cevâbını verdi.
“Ya uyuyamazsa?” diye sorduklarında;
“Allahü teâlâ velî kuluna şu üç şeyi verir: Ya gıdâ, ya güç veya ecel!” buyurdu.
Sufilerden biri anlatıyor:
“Mimşad Dineveri’nin yanındaydım. Fakir, garip bir derviş gelip selam verdi. Selamına karşılık verdiler. Derviş;
-Burada insanın ruhunu teslim edebileceği temiz bir yer var mıdır? diye garip bir sual sordu.
Bir yer gösterdiler. Orada çeşme vardı. Derviş o çeşmeden abdestini tazeleyip, Allah’ın dilediği kadar namaz kıldı. Sonra Gösterdikleri yere vardı ve edeple uzandı. Baktık ki ruhunu teslim etmişti...”

Toplam Görüntülenme: 1546

Yayın tarihi: Cuma, 11 Mayıs 2007

Bunları okudunuz mu?