Yolculukta namaz oruç ve kurban

Ebû Sa’îd Mehmed Efendi Yirmidokuzuncu Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1003 (m. 1594) senesinde İstanbul’da doğdu. 1072 (m. 1662) senesinde İstanbul’da vefât etti. Buyurdu ki:

Bir kimse, bulunduğu şehrin veya köyün kenârındaki evlerden ve tarla, kabristan gibi (finâ) denilen yerlerinden ayrılırken, bu kenâr yerlerden, senenin kısa günlerinden üç gün uzakta bulunan bir yere gitmeye niyet ederse, ayrılınca misafir [yolcu] olur. Bir günde yedi saat yürür. Arada devamlı evler bulunan köyden de ayrılması lâzımdır. Arada finâ bulunan köylerden ayrılması şart değildir. Bazı âlimlere göre, (müddet-i sefer) üç merhaledir.) Bir merhale, altı fersahtır. Bir fersah üç mildir. Bir mil dört bin zrâ'dır. Şehrin kenârından müddet-i sefer uzak bir yere gitmeye niyet ederek ayrılan seferî olur. Misafir gittiği yerde, giriş ve çıkış günlerinden başka, Hanefî'de onbeş gün, Mâlikî ve Şâfi'îde ise dört gün kalmaya niyet ederse veya kendi mahalline girerse, mukîm olur.
Misafir, dört rekât olan farz namazları iki rekât kılar. Dört rekât kılması günah olur. Orucu kazaya bırakması, mest üzerine üç gün mesh etmesi câiz olur. Cuma ve bayram namazlarını kılması ve kurban kesmesi lâzım olmaz. Kadının mahremsiz olarak sefere gitmesi, üç mezhepte haramdır. Şâfi'îde, mahremsiz olarak iki kadın ile farz olan hacca gitmesi câizdir. Diş için Şâfi'î mezhebini taklîd eden bir Hanefî, gittiği yerde, üç günden fazla ve onbeş günden az kalırsa, farzları dört rekât kılar. Çünkü bunun namazlarının Şâfi'î mezhebine göre sahih olması lâzımdır. Şâfi'î ve Mâlikî mezheplerinde, seferde veya seferî olduğu yerde, ikindiyi öğle namazının vaktinde ve yatsıyı akşam namazının vaktinde takdim ederek veya öğleyi ikindinin vaktinde ve akşamı yatsının vaktinde tehîr ederek cem etmek, yâni birlikte kılmak câizdir.
Yola çıkmadan, namaz kasr ve cem edilmez. Hanbelî mezhebinde, işlerinden ayrılmaları mümkün olmayanların da, cem etmeleri câizdir. Gemide namaz kılmak; Câfer Tayyâr hazretleri Habeşistan'a giderken, Resûlullahın ona öğrettiği gibi şöyledir: Hareket eden gemide, özrü olmadan farz ve vâcib de kılınır. Gemide cemaat ile kılınabilir. Hareket eden gemide de, îmâ ile kılmak câiz olmayıp, rükû ve secde yapar. Kıbleye dönmesi de lâzımdır. Namaza başlarken kıbleye karşı durur. Gemi döndükçe, kendisi kıbleye döner. Gemide necâsetten tahâret de lâzımdır. Hanefîde, giden gemide farzları da özürsüz iken; yerde oturarak kılmak câiz olur.

Toplam Görüntülenme: 21

Yayın tarihi: Cuma, 12 Mayıs 2017

Bunları okudunuz mu?