Kıyâmet gününde bizi rüsvâ etme

Şerefüddîn Hasan Tîybî hazretleri Tefsîr ve hadîs ilimlerinde meşhûr bir âlimdir. 743 (m. 1342)’de, mescidde namazın sünnetini kılıp, farzını kılmak için ikâmeti beklerken, eceli vâki oldu ve orada rûhunu teslim etti. Bir dersinde Âl-i İmrân sûresinin tefsîrinde şunları anlattı:

Âl-i İmrân sûresinin yüzdoksanbir ve yüzdoksansekizinci âyet-i kerîmelerinde: “Akıl sahipleri o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (dâima) Allahı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında, Allahın varlığını isbât için iyice düşünürler ve şöyle derler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bâtıl şey yaratmaktan münezzehsin (berîsin) artık bizi Cehennem ateşinden koru. Ey Rabbimiz! Gerçekten sen kimi ateşe sokarsan, şüphesiz onu hor ve perişan edersin. Orada zâlimlerin azâbını kaldıracak hiçbir yardımcılar da yoktur. Ey Rabbimiz, doğrusu biz bir davetçi (Kur’ân-ı kerîm veya âhir zaman Peygamberi (sallallahü aleyhi ve sellem) işittik: Rabbinize îmân edin, diye insanları îmân etmeye, davet ediyordu. Dinledik, hemen îmân ettik. Ey Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört ve rûhlarımızı iyi kimselerle beraber al. Ey Rabbimiz, Peygamberlerin ihsânı üzerine bize, vadettiğin sevâbı ver ve kıyâmet gününde bizi rüsvâ etme. Şüphe yok ki, sen vaadinden dönmezsin. Nihâyet Rableri de onların duâlarına şöyle icabet buyurdu: “Muhakkak ki, ben, içinizden gerek erkek ve gerek dişi olsun, hayır işleyen hiç kimsenin yaptığını zayi etmem. Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinleri korumak için Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dîni uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşanların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim, onları, altından nehirler akan Cennetlere koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükâfattır ve sevâbın da en güzeli, Allah katındadır. O Allahü teâlâyı tanımayanların, refah içinde diyar diyar dönüp dolaşmaları, sakın seni (müminleri) aldatmasın. Kâfirlerin bu hâlleri çabuk kaybolan az bir zevktir. Sonra varacakları yer Cehennemdir. O ne kötü döşektir. Fakat Rablerinden korkanlar (var ya), onlar için altlarından ırmaklar akan Cennetler var, orada ebedi olarak kalıcıdırlar, Allahü teâlâ tarafından ikram olunurlar. Allahü teâlânın katındaki nimetler ise, iyi kimseler için daha hayırlıdır.”

Toplam Görüntülenme: 43

Yayın tarihi: Cumartesi, 14 Ekim 2017

Bunları okudunuz mu?