Dünyâya düşkün olmak kalbi öldürür

Abdurrahmân Se’âlebî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 785 (m. 1383)’de Cezayir’de doğdu. 875 (m. 1470)’de vefât etti. “Kutb-ül-ârifîn” isimli eserinde buyuruyor ki:

“Ebû Bekr Vâsıtî buyuruyor ki: İnsanlar üç sınıftır: İlk sınıfa, Allahü teâlâ hidâyet nûrları ihsân etmiştir. Bundan dolayı bunlar; küfür, şirk ve nifaktan uzaktırlar. İkinci sınıfa, Allahü teâlâ inâyet nûrları ihsân etmiştir. Bunlar ise büyük ve küçük günahları işlemezler. Üçüncü sınıfa da Allahü teâlâ gaflet ehline has hareketleri yapmamayı ihsân etmiştir.”
“Ebû Hasen bin Sâî şöyle buyuruyor: Marifet; her durumda kulun Allahü teâlânın vermiş olduğu nimetlere şükretmede âciz olduğunu, genç ve kuvvetli olduğu zamanlarda zayıf olduğunu bilmesidir.”
“Ebü’l-Hasen Bûşencî buyuruyor ki: Nefsini zelîl kılan kimseyi, Allahü teâlâ azîz kılar ve derecesini yüksek eyler. Nefsini bir şey zanneden kimseyi, Allahü teâlâ zelîl kılar.”
“Ebü’l-Hayr Akta buyuruyor ki: Kalbin îmân ile dolu olmasının alâmeti, bütün Müslümanlara şefkat etmek, onların dertleri ile dertlenmek, işlerinde onlara yardımcı olmaktır. Nifak dolu kalbin alâmeti, kin, hased ve düşmanlıktır.”
“Ebû Muhammed-i Cerîrî buyuruyor ki: Nefsine aldanan, şehevî duygularına esîr olur. Hevâî arzularının zindanına kapatılır ve o kulun kalbi faydalı işlerden zevk alamaz. Kur’ân-ı kerîmi her gün hatmetse bile, ilâhî kelâmı okumaktaki esas tadı bulamaz. Bunun hâl çâresi, nefsin esâretinden kurtulmayı candan arzu etmektir.”
“Şöyle anlatılır: Bir gün bir kimse Ebû Osman Magribî’nin yanında bulunuyordu. Kendi kendine;
-Acaba Ebû Osman’ın arzu ettiği bir şey var mıdır? diye düşündü. Bu sırada Ebû Osman 
-İhsân edilenler yetmiyormuş gibi, bir de başka şeyler mi arzu edeyim? buyurdu." 
“Ebû Osman Magribî buyurdu ki: Mecbûriyet gibi özür hâli müstesna, aç gözlülük ve iştahla zenginlerin yemeğine el uzatan kimse, ebediyyen iflah olmaz. Yine buyurdu ki: Her şey zıddı ile bilinir. Bir şeyin zıddı bilinmezse, o şeyi tanımak mümkün değildir. İhlâs sahipleri de, ihlasın zıddı olan riyayı tanıyıp onu terk ettikten sonra ihlâsı bilebilirler.”
“Hayr-ün-Nessâc şöyle buyurdu: Dünyânın ne değerde olduğunu idrâk eden, âhiretten nasîbini alır. Dünyâya düşkün olmak, âhireti tanımayanın kalbini öldürür.”

Toplam Görüntülenme: 24

Yayın tarihi: Cumartesi, 04 Kasım 2017

Bunları okudunuz mu?