“Yemek Âdâbı” hakkında

Mehmed Esad Efendi, Seksenikinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1119 (m. 1707)’de İstanbul’da doğdu. 1192 (m. 1778)’de aynı yerde vefât etti. Bir dersinde, “Yemek Âdâbı” hakkında şunları anlattı:

Yemekten sonra sofradaki yemek ve ekmek kırıntılarını toplamalıdır. Resûl-i ekrem (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) bir hadîs-i şerîfte; “Düşen ekmek ufaklarını yiyen darlık görmez. Çocuğu da ahmak olmaz” buyurdu.
Yemekten sonra dişlerinin arasını kürdan ile temizlemelidir. Dişler arasından çıkarılan parçaları yutmamalıdır. Yediği yemeğe karşılık Allahü teâlâya hamd etmelidir. Helâl olan kazancından yedikten sonra, şöyle duâ etmelidir: “Allahım, bizi helâl rızık ile doyur. Bize hayırlı ve sâlih işler yapmak nasip eyle. Bu yemeğin bize, sana ibâdet etmekte yardımcı olmasını nasip eyle. Bu yemekten kazandığımız kuvveti, günah işlerde harcamaktan sana sığınırız.”
Yemeğe önce ev sahibi, sonra yaş ve fazilet bakımından yüksek olanlar başlar. Şayet kendisi bu mevkide ise, diğerlerini bekletmemek için hemen başlamalıdır.
Yemek yerken susmamalıdır. Yemek yerken sâlihlerin hikâyelerinden ve daha başka güzel şeylerden bahsetmelidir. Yemekte arkadaşından fazla yememeğe gayret etmeli. Meselâ, iki arkadaş birlikte (ortak olarak) yemek yerler. Biri diğerinin fazla yemesinden rahatsız olur ve buna rızâ göstermez ise, fazla yiyenin, yediği o fazlalık diğerinin hakkı olur. Bu yüzden birisi ile beraber yemek yerken; onu kendisine tercih ederek yemelidir. Arkadaşını kendisine, “Buyur ye” demeye mecbûr bırakacak kadar az yememelidir. Çünkü, bu yapmacık bir harekettir. Özellikle birisi ile yemek yerken, her zamanki âdeti üzere yemelidir. Ancak, kişi yalnız iken edeple yemelidir ki, bir toplulukta yemek yerken, edebe riâyet ederek yesin ve yapmacık bir iş yapmaya ihtiyaç duymasın. 
Bir kimsenin, arkadaşlarını kendisine tercih ettiğinden dolayı az yemesi güzeldir. Abdullah bin Mübârek hazretlerine hurma takdim edildiği zaman, onları arkadaşlarına bırakır ve “Kim fazla yerse, her çekirdeğe karşılık, ona bir dirhem vereceğim” derdi. Sonra çekirdekleri sayar, kimde fazla çekirdek olursa, çekirdeklerinin sayısınca ona dirhem verirdi. Bunu, yiyenlerin utanıp da çekinmelerini gidermek için yapardı. Ev sâhibi, arkadaşları yemek yerken onların yediklerine bakmamalıdır. Bu sebeple arkadaşları belki utanırlar. Hattâ, onlarla ilgilenmiyormuş ve kendisi ile meşgûl olmuyormuş gibi yapmalıdır.
Misâfirden önce yemekten el çekmemeli, doyduysa bile yer görünmelidir. Arkadaşlarının tiksinmesine sebep olacak hareketlerde bulunmamalıdır. Elini tabağa doğru daldırmamalı, ağzını yemeğe doğru eğmemeli, ağzından bir şey çıkaracağı zaman sofraya arkasını dönmeli ve sol eli ile almalıdır. Yemekte tiksinti verecek iğrenç sözlerden konuşmamalıdır...

Toplam Görüntülenme: 25

Yayın tarihi: Perşembe, 09 Kasım 2017

Bunları okudunuz mu?