Kâfirin hakkı için de helâlleşmek lâzımdır

Şemsüddîn Raînî hazretleri hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 902 (m. 1496)’de, Mekke-i mükerremede doğdu. 954 (m. 1547’de Trablusgarb’da vefât etti. Bir dersinde, tövbe hakkında şunları anlattı: 

Allahü teâlâ ile kul arasında olan, yâni kul hakkı bulunmayan günahların affolması için, gizlice tövbe etmek kâfîdir. Hayvân hakkı bulunan günahları affettirmek, çok güçtür. Bu günaha hem tövbe etmek, hem de, istiğfâr ederek yalvarmak lâzımdır.
Kul hakkı beş türlüdür: Mâlî, nefsî, ırzî, mahremî ve dînî. Sirkat, gasp, aldatmak ile ve yalan söylemekle mal satmak, kalp (sahte) para vermek, başkasının malına ziyân vermek, yalancı şâhitlikle veya zâlime haber vermekle veya rüşvet vermekle, malına zarar vermek, mâlî olan kul haklarıdır. Bir kuruş, bir habbe mâl için tövbe etmek ve sahibi ile helâlleşmek lâzımdır. Mâlî haklar için, çocukların da helâlleşmesi, ödemeleri lâzımdır. Dünyada helâlleşmezse, âhirette sevapları ona verilerek helâlleştirilecektir. Mal sahibi ölmüş ise, vârisine ödenir. Vârisi yoksa veya mâl sahibi bilinmiyorsa, fakire hediye olarak verilip, sevabı sahibine gönderilir. Kendi sâlih akrabâsına, fakir olan analarına, babalarına, çocuklarına hediye olarak vermesi de, câiz olur.
Fakire, hediye diyerek verilen şey, sadaka olur. Sadaka sevabı hâsıl olur. Bunları yapmak imkânını bulamazsa, mâl sahibinin ve kendisinin affolunmaları için duâ eder. Kâfirin hakkı için de, onunla helâlleşmek lâzımdır. Gönlü alınmazsa, âhırette affolunması, çok güç olacaktır. Nefsî, yâni hayatî günah, adam öldürmek, bir uzvunu telef etmektir. Irza dokunan kul hakkı, gıybet, iftirâ, alay, sövmek gibi şeylerdir. Tövbe etmek ve helâlleşmek lâzımdır. Bunlarda vârisle helâlleşmek olmaz. Mahremî olan hak, başkasının zevcesine, çocuğuna, hıyânet etmektir. Tövbe ve istigfâr eder. Fitne çıkmak ihtimali yoksa sahibi ile helâlleşir. İhtimâli varsa helâlleşmek yerine, ona duâ eder ve onun için sadaka verir.
Dînî hak, akrabâsına ve emri altında olanlara din bilgisi vermeyi terk etmektir. Bunların ve bütün insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibâdet yapmalarına mâni olmaktır ve başkasına kâfir, fâsık demektir. Helâlleşirken günahı bildirmeyip, "bendeki haklarını affet" demek, câizdir.

Toplam Görüntülenme: 127

Yayın tarihi: Cumartesi, 24 Mart 2018

Bunları okudunuz mu?