Sadakanın karşılığı cenette verilir

Şerîfzâde Atâullah Efendi doksan altıncı Osmanlı şeyhülislâmıdır. Seyyiddir. 1173 (m. 1759)’da İstanbul’da doğdu. 1226 (m. 1811)’de Aydın’a bağlı Güzelhisâr’da vefât etti. Buyurdu ki:

Karz-ı hasen; Allah rızâsı için, hiçbir dünyâ karşılığı beklemeksizin, ihtiyâç sahiplerine borç vermektir. Bekâra sûresi iki yüz kırk beşinci “Allahü teâlâya, ihlâsla karz-ı hasen verecek kimdir? (Ya’nî, başa kakmadan muhtaç kullara kim sadaka verecek?” meâlindeki âyet-i kerîme, Allahü teâlâ tarafından kullarına karz vermek husûsunda teşvik ve tergîbdir. Yukarıdaki karz âyet-i kerîmesi gelince, Ebû Dahdah (radıyallahu anh), Resûlullaha (sallallahü aleyhi ve sellem) gelip “Yâ Resûlallah, babam ve anam sana fedâ olsun! Allahü teâlâ, bizden karz (borç) istiyor, hâlbuki onun, borca ihtiyâcı yoktur” dedi. Resûlullah da “Allahü teâlâ, bununla sizi Cennete sokmak istiyor” buyurdu. “Eğer ben Rabbime borç verirsem, ya’nî onun rızâsı için sadaka verirsem, bunun karşılığının Cennette bana verileceğini üzerinize alır mısınız?” dedikte, Resûlullah: “Evet, sadakayı tasadduk eden herkese, karşılığı Cennette verilir” buyurdu. Ebû Dahdah, “Hanımım Ümm-i Dahdah benimle olur mu?” dedi. “Olur” buyurdu. “Oğlum Dahdah da benimle olur mu?” dedi. “Olur” buyurdu. “Yâ Resûlallah! Mübârek elini bana ver” dedi. Resûlullah elini uzattı. Elini tutup: Benim iki hurma bahçem vardır. Biri aşağıda, diğeri yukarıdadır. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, bu iki bahçeden başka bir şeye mâlik değilim. Her iki bahçeyi de Rabbime karz (borç) verdim” dedi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Bahçenin birini Allah için ver, birini çoluk çocuğun için sen sakla” buyurdu. Ebû Dahdah, “Yâ Resûlallah, şâhid ol ki, iyi olan bahçemi Rabbime borç verdim. Etrafı duvarla çevrilidir, içinde altı yüz hurma ağacı vardır” dedi. Resûlullah: “Allahü teâlâ, buna karşılık, sana Cenneti versin” buyurdu. Sonra Ebû Dahdâh o bahçeye gitti. Hanımı Ümm-i Dahdâh’ın yanına vardı. Çocukları da orada idiler. Hurma ağaçlarının etrâfında dolaşıyorlardı. “Bu bahçeden çıkın, ben bunu Rabbime borç verdim” dedi. Ümm-i Dahdâh, “Kârlısın, Allahü teâlâ satışını bereketli eylesin!” dedi. Sonra Ümm-i Dahdâh, çocuklarının yanına gidip, ağızlarındaki yemekte oldukları hurmaları, ağızlarından çıkardı. Kucaklarında, ceplerinde olanları da bıraktırdı ve diğer bahçeye gittiler.

Toplam Görüntülenme: 67

Yayın tarihi: Cumartesi, 01 Eylül 2018

Bunları okudunuz mu?