Allahü teala mutlak yaratıcıdır

Tavîl Muslihuddîn Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsının büyüklerindendir. Kastamonu'ya bağlı Küre'de doğdu. On altıncı asrın başlarında Bursa'da vefât etti. Zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Şeyh İlâhî hazretlerine talebe olup, hizmetinde bulundu. Tasavvufta yüksek mertebelere ulaştı ve kemâle erdi.

Sultan İkinci Bâyezîd'e saltanatı zamânında bir mektup gönderip, bu mektubun baş tarafında Arş ve Kürsî ile ilgili bilgi verdikten sonra, mektubun sonuna doğru; "Bir yerde zulüm ve bid'atler, dînimizde olmayıp da sonradan ibâdet olarak konan şeyler, hurâfeler yaygınlaşsa, o beldenin sâlihleri ve âlimleri Peygamber efendimizi rüyâsında üzgün ve hüzünlü bir şekilde görseler, mübârek yüzlerinin bu hâli gazab işâretidir. Resûlullah efendimizi rüyâmda üzüntülü ve hüzünlü gördüm. Zulüm ve bid'at karanlığından kalplerin karardığını, Küre'de birçok zulüm ve bid'atin yaygınlaştığını anladım." diye yazıp, Pâdişâha genişçe bildirdi. Bunun üzerine Pâdişâh, zulüm ve bid'at azgınlıklarını adâlet ve ihsânla yok edip, haksızlıkları ortadan kaldırdı.
Sohbetlerinde buyurdu ki: Akıl sahibi olan herkesin açıkça gördüğü gibi, kâinâta ibret nazarı ile bakıldığında, kâinâttaki bütün işlerin ve hâllerin bir nizâm [düzen] içinde, değişmeyen kanûnlara bağlı olduğu görülür. O kanûnları koyan ve aynı şekilde hıfz eden bir Hâlıkın [yaratıcının], yâni vâcib-ül vücûd olan, Allahü teâlânın lâzım olduğu, akıl-ı selîm sahibi olanlarca hemen anlaşılır. İşte cenâb-ı Hak, bu mebde-i evvel (Her şeyin ilk başlangıcı) ve keyfiyyeti, nasıl olduğu akıl ile anlaşılamayan, ezelî ve ebedî olan, mutlak yaratıcıdır. O, bütün kemâlâtı ve üstünlükleri kendisinde toplamıştır. Ehaddir, yâni zâtında, fiillerinde ve sıfatlarında birdir. Benzeri yoktur.
Allahü teâlâ birdir, ezelîdir, ebedîdir ve kadîmdir. Her dürlü değişmekten uzaktır. Ondan başka her şey, bu varlık âleminde, zaman geçmesi ile eskiyerek bozulur ve değişmelere uğrar. Allahü teâlâ ise, her türlü değişiklikten berîdir, uzaktır. O, hiç değişmez. “Bir, bir daha, iki eder” sözü zamanla hiç değişmeyeceği gibi, asırlar ve zamanın geçmesi de, Allahü teâlânın birliğini, ilmini ve kudretini değiştirmez.
Akıl gibi bir nîmet verilmek ile, diğer mahlûklar içinden seçilmiş olan insan, yeryüzünde yaratıldığından beri, Allahü teâlânın var olduğunu anlamaktadır.

Toplam Görüntülenme: 21

Yayın tarihi: Çarşamba, 05 Eylül 2018

Bunları okudunuz mu?