Allah düşmanlarını sevmek, imanı yok eder

Hâmidî Abdülkâdir Çelebi Osmanlı Şeyhulislâmlarının Onikincisidir.  Isparta’da doğdu. Bursa’da medrese tahsili yaptıktan sonra çeşitli yerlerde kadılıklarda bulundu. Sonra Anadolu Kadıaskerliği'ne, nihayet Şeyhülislâmlığa getirildi. 955 (m. 1548) senesinde, Bursa’da 70 yaşını geçmiş olarak vefât etti. Buyurdu ki:

Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma sordu: (Yâ Mûsâ! Benim için ne amel yaptın?) "Yâ Rabbî! Senin için namaz kıldım ve oruç tuttum ve zekât verdim ve ismini çok zikrettim" deyince, Allahü teâlâ, (Namaz kılmak, senin için burhândır. Oruç, seni Cehennemden koruyan kalkandır. Zekât, mahşer günü, herkes sıcaktan yanarken, sana gölge yapacaktır. Zikir de, o gün, karanlıkta, sana nûr olacaktır. Benim için ne yaptın?) buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm, "Yâ Rabbî! Senin için olan amel nedir?" dedi. Allahü teâlâ, (Sevdiğim kulumu, benim için sevdin mi ve düşmanımı düşman bildin mi?) buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm, Allahü teâlânın sevdiği amelin, Onun dostlarını sevmek ve düşmanlarını sevmemek olduğunu anladı.
Görülüyor ki, sevgilinin sevdiklerini sevmek ve düşmanlarına düşman olmak, sevginin alâmetidir. Bu dostluk ve düşmanlık, seven kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden hâsıl olur. Hâlbuki, başka ibâdetleri yapmak için, arzu ve niyet etmek lâzımdır. Dostun sevdiği kimseler, insâna güzel görünür. Düşmanlar da, çirkin görünür. Dünyadaki sevgilerin de, böyle olduğunu herkes bilir. Bir kimse, birisini seviyorum deyince, onun düşmanlarını düşman bilmedikce, buna inanılmaz. Münâfık olduğu anlaşılır.
Şeyh-ul-islâm Abdüllah-i Ensârî diyor ki: (Ebül-Hüseyn bin Sem'ûn, bir gün hocam Muhammed Husrî'yi incitmişti. O günden beri onu sevmiyorum. Bir kimse, üstâdını incitir, sen de o kimseye darılmaz isen, köpekten aşağı olursun.) 
Allahü teâlâ, Mümtehine sûresinde buyuruyor ki: (İbrâhîm aleyhisselâm ve Eshâbı, kâfirlere, biz sizden ve putlarınızdan uzağız. Size inanmıyoruz. Sizin, bir olan Allaha inandığınızı anlayıncaya kadar, aramızda düşmanlık olacaktır dediler. Bunların bu güzel hâlleri, size nümune olmalıdır.) Sonraki âyet-i kerimede, (Allahü teâlâya ve âhiret gününe inananlara, burada güzel nümune vardır) buyurmaktadır. Bu âyet-i kerimeler gösteriyor ki, iman sahibi olmak için, bu düşmanlık şarttır ve Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, imanı yok eder. Demek ki, sevgilinin düşmanlarını sevmemek lâzımdır.

Toplam Görüntülenme: 36

Yayın tarihi: Cuma, 25 Ocak 2019

Bunları okudunuz mu?