Güzel suret ve iyi huylu olanlar

Abdülvehhâb-ı Iclî hazretleri tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. Basra’da doğdu. 204 (m. 819) yılında Bağdâd’da vefât etti. Zamanındaki pekçok âlimden rivâyette bulundu. Onlardan ilim aldı. O’nun rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, Kütüb-i sitte adı ile meşhûr "altı hadîs kitabı"nın dört Sünen’inde, Sahîh-i Müslim’de ve hadîs kitaplarında yer almaktadır. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır:

“Benim bu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram’ın dışında kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.”
Hazreti Âişe şöyle bildiriyor. “Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), sabah namazının iki rek’at sünnetini kılar ve o kadar hafif tutardı ki, ben (kendi kendime), 'acaba bu iki rek’atta Ümmü’l-Kur’ân’ı (Fâtiha’yı) okudu mu?' derdim.”
Peygamberimiz buyurdular ki: “Bu ümmetin içinde, öyle bir kavim türeyecek ki, onların namazlarına bakarak, siz kendi namazınızı küçümseyeceksiniz. Kur’ân-ı kerîmi okuyacaklar. Fakat boğazlarını geçmeyecek. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar..”
Bir gün Peygamber efendimiz, amcası Hazreti Abbâs’a (radıyallahü anh) “Yarın pazartesi günüdür. Sen ve çocukların bana geliniz. Size duâ edeceğim” buyurdu. Sabah olunca, Hazreti Abbâs ve çocukları beraberce Resûlullahın huzûruna geldiler. Kendisinin husûsi yakınları olduğunu ve hepsinin bir kişi olduğunu, Allahü teâlânın da rahmetini üzerlerine eşit miktarlarda yaymasına işâret buyurarak, kendi abasını üzerlerine örttü. Sonra: “Ey Allahım! Abbâs ve oğullarını mağfiret eyle, bağışla! Öyle ki, hiç günahları kalmasın. Yâ Rabbî! Onu, oğulları arasında meydana gelecek âfet ve belâlardan koru!” diye duâ etti.
"Hased etmeyiniz! Ateş odunu yok ettiği gibi, hased de insanın sevaplarını giderir.” Hased, kıskanmak, çekememek demektir. Yani Allahın birisine vermiş olduğu nimetin, ondan gitmesini istemek demektir. Ondan gitmesini istemeyip de, kendisinde de olmasını istemek, hased olmaz. Buna gıpta etmek, imrenmek denir. Birisinde bulunan kötü, zararlı şeyin gitmesini istemek “gayret” ve “hamiyyet” olur.
“İyi huylu, dünyâda ve âhirette iyiliklere kavuşacaktır.”
“Allah, dünyâda güzel sûret ve iyi huy ihsân ettiği kulunu âhirette Cehenneme sokmaz.”
Ebû Hüreyre’ye (radıyallahü anh) “İyi huylu ol!” buyuruldu. "İyi huy nedir?" deyince, “Senden uzaklaşana yaklaşıp nasihat et ve sana zulmedeni affet ve malını, ilmini, yardımını senden esirgeyene bunları bol bol ver” buyurdu.

Toplam Görüntülenme: 75

Yayın tarihi: Pazartesi, 25 Mart 2019

Bunları okudunuz mu?