Bu dükkânı hemen boşalt

Muhammed Urre hazretleri Şam’da yetişen Şafiî mezhebi âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. 999 (m. 1590)’da vefât etti. Kerâmetleri pek çoktur:

Bir gün câmisinde zikir ile meşgûl olurken, Allahü teâlânın aşkı ve kendisini kaplayan tasavvufî hâl sebebiyle kendinden geçerek ve elinde olmayarak “Allah” diye bir sayha etti. Câminin hemen yakınında bir yerde de, bazı kimseler toplanmışlar, sohbet ediyorlardı. Bu kimseler arasında, Anadolu’dan gelmiş olan biri de bulunuyordu. O toplulukta bulunanlar, Muhammed Urre’nin sayhasını işittiler. Birisi dedi ki; “Bu sayha kimindir?” Başka birisi de; “Muhammed Urre’nindir” dedi. Anadolu’dan gelen zât, bu ismi duyunca hayretle; “Muhammed Urre bu beldeden midir?” diye sordu. Diğerleri “Evet” dediler. Anadolulu; “Allahü teâlâ ona uzun ömürler versin” dedi. Bu sefer diğerleri hayret edip; “Sen onu nereden tanıyorsun?” dediler. Bunun üzerine o kimse yemin ederek; “Ben onu Rodos vakasından tanıyorum. Rodos’un fethi sırasında, Muhammed Urre’yi Kanunî Sultan Süleymân Hân’ın önünde, işte bu gözlerim ile görmüştüm. Şimdi bu sırada acaba nerededir? Yerini bilseydik gidip kendisini ziyâret ederdik” dedi. Onlar da; “İşte şu yakındaki câmidedir” dediler. Anadolu’dan gelen zât, hemen o câmiye gidip Muhammed Urre’nin elini öptü. Duâsını aldı.
Muhammed Urre’nin talebelerinden, sevdiklerinden birisinin, çarşıda bir dükkânı var idi. Muhammed Urre, bu talebesini sever, ara sıra dükkânına uğrardı. Bir gün bu talebesine buyurdu ki:
“Bu dükkânı boşalt. Buradan hemen çık. Burada bir şey olacak. Burası birkaç gün içinde yıkılacak.”
O talebe, hocasının bu emir ve ikâzına uyarak derhâl dükkânı boşalttı. Bundan boşalan dükkâna da başka bir kimse girdi. Aradan birkaç gün geçmiş idi ki, Muhammed Urre yine o dükkânın bulunduğu yere uğramış idi. O dükkân herkesin gözü önünde çöktü...
Muhammed Urre’yi sevenlerden bir kimse, bir yolculuğa çıkmıştı. Geçeceği yollar gayet tehlikeli idi. Bu kimse kendi kendine niyet edip, eğer sağ sâlim Şam’a geri dönersem, Muhammed Urre hazretlerine Allah rızâsı için elbise vereceğim diye nezretti. Fakat bu niyetini kimseye söylememiş idi. Nihâyet, hiçbir sıkıntıya uğramadan Şam’a döndü. Sabah olduğunda, Muhammed Urre o kimsenin kapısını çaldı ve; “Haydi nezrini yerine getir” dedi. O da hemen nezrettiği şeyi ona verdi. Niyetini kimseye söylemediği hâlde, o büyük zâtın, kerâmet olarak bunu bildiğini anladı.

Toplam Görüntülenme: 178

Yayın tarihi: Çarşamba, 26 Haziran 2019

Bunları okudunuz mu?