Nefsini cezalandırmak isteyen sünnete uyar

Molla Muslihuddîn Efendi, Kanunî Sultan Süleymân Hân zamanı âlimlerindendir. Aslen, Ispartalıdır. 977 (m. 1569) senesinde Dimetoka’da vefât etti. Derslerinde evliyanın kıymetli nasihatlerini naklederdi. Buyurdu ki:

Ebû Bekir-i Tirmîzî buyurdu ki: “Himmetin sıfatlarını, muhabbet ehli tamamladı. Onlar da himmeti, sünnete uyup, bidatlerden kaçarak elde ettiler.”
Ebü’l-Hasen Verrak buyurdu ki: “Kişi, Allaha ancak O’nun ve Peygamberinin emirlerine uymakla ulaşabilir. Kim Allah adamlarına uymadan Allahü teâlâya ulaşmaya kalkarsa, sapıtır.”
Ebû Muhammed bin Abdülvehhâb es-Sekafî şöyle buyurdu: “Allahü teâlâ, amellerden ancak doğru olanı, doğru olanlardan hâlis olanı, hâlis olanlardan da ancak sünnete uygun olanı kabul eder.”
Ebû Bekr bin Sa’dan buyurdu ki: “Allahü teâlâya ulaşmak; gafletten, günahtan, bidatten, sapıklıktan ve sapıklıklardan sakınmakla olur.”
Ebû Amr ez-zücâcî şöyle buyurdu: “İnsanlar, câhiliyye devrinde akıllarının ve arzularının güzel gördüğüne tâbi oluyorlardı. Peygamber efendimiz geldi ve onları tek tek İslâmiyete tâbi kıldı. Doğru akıl; İslâmiyetin güzel gördüğü, kötü akıl; İslâmiyetin kötü gördüğü akıldır.”
Bâyezîd-i Bistâmî buyurdu ki: “Otuz sene mücâhede ile uğraştım, ilimden ve ilme uymaktan daha lüzumlu bir şeye rastlamadım.”
Yine Bâyezîd-i Bistâmî şöyle buyurdu: “Siz havada uçan birisini gördüğünüz zaman, hemen o kimsenin faziletli, kerâmet sahibi birisi olduğuna hüküm vermeyin. Hatâ edebilirsiniz. O kimsenin hakîkaten fazilet ve kerâmet sahibi olduğunu anlamak için, İslâmiyetin emirlerine uymaktaki hassasiyetine, Peygamber efendimizin ahlâkı ile ahlâklanmasına ve sünnet-i seniyyeye uymasına, hakîkî İslâm âlimlerine olan muhabbet ve bağlılığına bakın. Bunlar tam ise, o kimse fazilet ve kerâmet sahibidir. Bunlara uymakta en ufak bir gevşeklik ve zayıflık bulunursa, o kimse için fazilet ve kerâmet sahibidir demek mümkün olmaz.”
Sehl-i Tüsterî buyurdu ki: “Kişinin sünnet-i seniyyeye tâbi olmadan yaptığı her iş, nefsini sevindirir. Arzu ve isteklerine uymuş olur. Eğer sünnet-i seniyyeye uyarsa, nefsini cezalandırmış olur. Zira İslâmiyette nefse uymak yoktur ve kötülenmiştir. Herkesin arzusu, elbet sünnet-i seniyyeye uymak olmalıdır.”
Ebû Hafs el-Haddâd şöyle buyurdu: “Amellerini ve hâlini, her zaman Kitâb ve Sünnetin emirlerine uydurmayan, aklını mükemmel gören, büyüklerin emrine giremez.”

Toplam Görüntülenme: 10

Yayın tarihi: Cuma, 08 Kasım 2019

Bunları okudunuz mu?