Namaz, müminlerin mîracıdır

Mes'ûd bin Ahmed Hârisî hazretleri Hanbelî fıkıh âlimidir. 652 (m. 1254)’de Kahire'de doğdu. Medrese tahsilinden sorna İbn-i Tolun ve Mansûriye camilerinde ders ver­di. Sonra Mı­sır kâdılkudâtlığına getirildi. 711 (m. 1312)’de Ka­hire'de vefat etti. Bir dersinde şöyle buyurdu:

Namaz, müminlerin mîracıdır. Yâni, mîrac gecesinde Peygamberimize ihsân olunan nîmetler, bu dünyada, Onun ümmetine yalnız namazda tattırılmaktadır. Erkekler, farz namazları cemaat ile kılmaya çok dikkat etmeli, hattâ birinci tekbîri imam ile berâber almayı kaçırmamalıdır. Namazları vaktinde kılmak [ve vaktinde kıldığını bilmek] şarttır. Namazda Kur'ân-ı kerimi sünnet olan miktarda okumalıdır. Rükûde ve secdelerde hareketsiz durmak, herhâlde lâzımdır. Çünkü farz veya vâcibdir. Rükûden kalkınca, öyle dik durmalıdır ki, kemikler yerlerine yerleşsin. Bundan sonra, bir miktar, bu şekilde durmak farzdır veya vâcib veya sünnet demişlerdir. İki secde arasında oturmak da böyledir. Bunlara herhâlde çok dikkat etmelidir.
Rükûde ve secdelerde tesbîh en az üç kerredir. Çoğu yedi veya onbirdir. İmâm için ise, cemaatin hâline göredir. Kuvvetli bir insanın, sıkıntısı olmadığı zamanlarda, yalnız kılarken, tesbîhleri, en az miktarda söylemesi, ne kadar utanacak bir hâldir. Hiç olmazsa, beş kerre söylemelidir.
Secdeye yatarken, yere daha yakın âzayı, yere daha evvel koymalıdır. O hâlde, önce dizler, sonra eller, daha sonra burun, en sonra da alın konur. Dizlerden ve ellerden, evvelâ sağlar yere konur. Secdeden kalkarken, yukarıda olan âza evvel kaldırılır. O hâlde, evvelâ alın kaldırılmalıdır.
Ayakta iken, secde yerine, rükûde iken ayaklara, secdede burun ucuna ve otururken iki ellere veya kucağına bakılır. Bu söylediğimiz yerlere bakıp da, gözler etrâfa kaymaz ise, namaz, cemiyyetle kılınabilir. Yâni kalb de, dünya düşüncelerinden kurtulabilir. Huşû hâsıl olur. Nitekim, Peygamberimiz böyle buyurmuştur.
El parmaklarını rükûde açmak ve secdede birbirlerine yapıştırmak sünnettir. Bunlara da dikkat etmelidir. Parmakları açık yâhut bitişik bulundurmak sebepsiz, boş şeyler değildir. İslâmiyyetin sahibi [yâni Peygamber Efendimiz] faydalarını düşünerek böyle yapmıştır. Bizler için, İslâmiyetin sahibine uymak kadar büyük bir fayda yoktur “aleyhissalevâtü vesselâm”...

Toplam Görüntülenme: 55

Yayın tarihi: Cuma, 05 Haziran 2020

Bunları okudunuz mu?