Resûlullah efendimizin âmâya öğrettiği dua

İmâm-ı Şehriyârî Mahmud Efendi 75. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra çeşitli medreselerde müderrisliğe, ardından Sultan 2. Mustafa'nın imamlığına getirildi. Sonra Anadolu, bir ay sonra da Rumeli kadıaskerliğine geti­rildi. Nihayet şeyhülislâm oldu. 1130'da (m. 1718) vefat etti. Buyurdu ki:

Allahü teâlânın, Resûlüne olan ikrâmlarından, ihsânlarından biri de şudur ki, Onun hakkı için, Onun yüksek derecesi için yapılan duâları kabul buyurur. Buna inanmayanın bu nimetten mahrum kalması, kendisi için en büyük zarardır.
Resûlullah ile, hayatta olduğu zaman da tevessül edilmiştir. Nesâî ve Tirmüzî bildiriyorlar: Resûlullahın yanına bir âmâ geldi. Gözlerinin açılması için duâ etmesini diledi. Resûlullah ona (İstersen duâ edeyim, istersen sabret. Sabretmek, senin için daha iyi olur) buyurdu. Duâ etmeni istiyorum. Beni güdecek kimsem yoktur. Çok sıkılıyorum deyince, (İyi bir abdest al! Sonra bu duâyı oku!) buyurdu. Duânın tercümesi şudur:
(Yâ Rabbî! İnsanlara rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberin ile sana teveccüh ediyorum. Senden istiyorum! Yâ Muhammed! Dileğimin hâsıl olması için Rabbime senin ile teveccüh ediyorum. Allahım! Onu bana şefaatçi eyle!) Bunu İmam-ı Beyhekî de haber veriyor. Ayrıca (kalktı. Görerek gitti) de diyor...
Bu duâyı okumayı ona Resûlullah öğretti. Kendisi duâ buyurmadı. Onun teveccüh eylemesini, yalvarmasını, Resûlullah ile istigâse etmesini, dileğinin böyle hâsıl olmasını arzu buyurdu.
Resûlullah hayatta iken de, vefâtından sonra da kendisi ile istigâse olunurdu. Selef-i sâlihîn, Resûlullahın vefâtından sonra bu duâyı çok okumuş, bununla murâdlarına kavuşmuşlardır. Halîfe Hazreti Osman birinin bir dileğini kabûl buyurmuyordu. Bu kimse, Eshâbdan Osman bin Hanîf hazretlerine gelip, yardım etmesini istediğinde, ona bu duâyı okumasını öğretti. Okuyup da, halîfenin yanına gidince, dileğinin kabul olunduğunu Taberânî ve Beyhekî haber vermektedirler.
Taberânî'nin haber verdiği bir hadis-i şerifte, Resûlullah duâ ederken, (Peygamberinin ve Ondan önce gelen Peygamberlerin hakkı için) buyururdu. Resûlullah ile veya başka Peygamberler veya velîler ile (Teveccüh) etmek, (Tevessül) etmek, (İstigâse) etmek ve (Teşeffu') etmek, hep aynı şey demektir. Ameller ile, ibâdetler ile tevessül etmenin câiz olduğunu İslâmiyet bildirmiştir.

Toplam Görüntülenme: 78

Yayın tarihi: Cumartesi, 13 Şubat 2021

Bunları okudunuz mu?