Kitaptan ve Sünnetten ancak müctehid anlar

Muînüddîn Muhammed Îcî hazretleri Şafiî fıkıh âlimidir. 832'de (m. 1429) İran’da Şîraz'ın Îc beldesinde doğdu. Seyyid Şerîf Cürcânî'nin talebesi Mevlâ Hâce Ali'den ders aldı. Şerhu'l-Mevâkıf derslerine devam etti. Mekke'ye giderek talebe yetiştirdi. 905'te (m. 1500) Orada vefat etti. Buyurdu ki:

İslâmın vâciblerinden biri, Ahkâm-ı ilâhîyi öğrenmektir. Bu da, Kitaptan, Sünnetten, Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiînin eserlerinden ve Kitap ile Sünnetten istinbât olunan bilgilerden öğrenilir.
Ahkâm-ı ilâhiyyeyi bildiren ilme fıkıh ilmi denir. Fıkıh âlimlerine fukaha denir. Fukahanın muhtelif mezhepleri vardır. Sonra gelen âlimler, bu mezhepleri seçmekte ve bunlarla amel etmekte, birbirlerinden ayrılmışlardır. Bunların çoğu, meşhur olan mezheplerden birini seçmeli, her işte bu mezhebi taklit etmeli dedi. Kitaptan, Sünnetten nasibi olmayan ve âlimlerin kitaplarından anlamayanlar için, böyle taklit etmek mübârektir. Fakat taklit ederken, Kitaba ve Sünnete uymayı niyet etmiş olmaları şarttır.
Bir iş için, müctehidin ictihâdının, açık bir âyete veya hadise uymadığını çok zannederse, bu işte, kitaba ve hadise daha uygun olan başka müctehide uymalıdır. Bu iş için başka mezhebe uymak yasaktır dememelidir. Sonra gelen âlimler arasında bir kimse, sünneti ve eserleri iyi öğrenmiş ve İslâm fukahasından birinin sözlerini iyi incelemiş ise, bir fakîhin senet edindiği hadisi, râvîleri ile biliyor ise ve muhâlif görünen hadisleri karşılaştırarak bunlardan hüküm çıkarabilip, mezhebine hizmet edebiliyor ve mezhebinin imamının usûlüne uyarak yeni hükümler çıkarabiliyorsa, böyle âlimlere "Müctehid-i fil-mezhep" denir. Bu yol da mübârektir. Müslümanların çoğu, kendi memleketlerinde yayılmış olan bir mezhebi veya babalarından, hocalarından işiterek öğrendikleri bir mezhebi taklit  ediyorlar. Yalnız bir mezhebin kitaplarını okuyabilen ve delilleri incelemesini bilmeyen kimseler için bu yol uygundur. Din bilgileri, zâhir bilgiler ve nevâdir bilgileri ve tahrîc bilgileri, yâni âlimlerin çıkardıkları bilgiler olmak üzere üçe ayrılmıştır. Fıkıh, tasavvuf ve akâid fenlerinde hep bu üç ilim vardır. Bu üç fende, bu üç bilgiyi birbirlerinden ayırabilen ve her bilgi için hüküm koyabilen kimseye İslâm âlimi ve müctehid denir. Kitaptan, Sünnetten ancak bu âlim anlar. Birincisini öğrenmek herkese lâzımdır. İkincisini öğrenmek, farz-ı kifâyedir.

Toplam Görüntülenme: 77

Yayın tarihi: Pazar, 14 Şubat 2021

Bunları okudunuz mu?