Bütün bilgilerin kaynağı Eshâb-ı kirâmdır

İsâ bin Sehl Ceyyânî hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. Endülüs’te (İspanya) Ceyyân’da (Jaen) doğdu. Kurtuba, (Cordoba) Gırnata (Granada) ve Tuleytula'da (Toledo) birçok âlimden fıkıh ilmi tahsil etti. Gırnata'da kadılık yaptı. 486 (m. 1093)’de vefat etti. Buyurdu ki:

Bir kişinin bildirmiş oldukları hadis-i şeriflerin çoğu, Selef-i sâlihînden çok kimse bildirmedikçe ve müctehidler bunlardan ahkâm çıkarmadıkça, senet olamazlar. O büyüklerin çalışmaları olmasaydı, birbirlerine uymuyor sanılan hadis-i şerifler bir araya getirilemezlerdi. Bunun gibi, bütün din bilgileri, meselâ (İlm-i kırâet) ve (İlm-i tefsîr) ve (İlm-i akâid) ve (İlm-i sülûk) [yâni tasavvuf ilmi], o büyüklerden gelmiş olmadıkça, senet olamazlar. Bütün bu bilgilerde, Selef-i sâlihîne kaynak olan, ışık tutan, Eshâb-ı kirâmdır. Selef-i sâlihînin yapıştıkları direk, Hulefâ-i râşidînin etekleridir. Bu aslı, bu direği kırmaya çalışan kimse, bütün din bilgilerini yıkmış olur.
Müctehid olmak için, fıkıh bilgilerinin çoğunun, Kur'ân-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden ve icmâ'dan ve kıyâstan, edille-i tafsîliyyelerini bilmesi lâzımdır. Her hükmün delîlini bilmelidir. Delîle zann-ı kavî hâsıl etmelidir. Bu zamanda, müctehid olabilmek için bu beş ilimde mütehassıs olmak şarttır:
İlm-i kitap-ı kırâet ile ilm-i tefsîr, ilm-i hadis ki, her hadisi senetleri ile bilmesi ve sahihi, zayıfı hemen tanıması, üçüncüsü, ilm-i ekâvîl-i seleftir. Yâni her mesele için selef-i sâlihînin ne dediklerini bilmelidir ki, İcmâ'dan dışarıya çıkmasın. Bir mesele üzerinde iki başka kavil olmuş ise, kendisi bir üçüncü yola sapmasın. Dördüncüsü, ilm-i arabîyyet, yâni, lügât, nahv, mantık, beyan, me'ânî, belâgat ve sâir Arabî ilimlerdir. Beşincisi, ilm-i turuk-ı istinbât ve vücûh-i tatbîk-i beynel-muhtelifeyndir. Böyle derin bir âlime müctehid denir. Böyle bir âlim, cüz'î mes'elelerden birinde çok düşünür. Buna benzeyen her hükmü, delîlleri ile birlikte inceler.
Muhakkak bilmelidir ki, Kur'ân-ı kerimi tefsîr edebilmek için de, bu beş ilimde derin mütehassıs olmak lâzımdır. Bunlardan başka, âyet-i kerimelerin sebeb-i nüzûlünü bildiren hadis-i şerifleri de bilmeli. Selef-i sâlihînin tefsîr için söylediklerini bilmeli, hâfızası, anlayışı çok kuvvetli olmalı. Âyet-i kerimelerin siyâk, sibâk ve tevcihlerini ve benzeri şeyleri iyi anlamalıdır.

Toplam Görüntülenme: 68

Yayın tarihi: Çarşamba, 17 Şubat 2021

Bunları okudunuz mu?