Abdurrahman bin Avf (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 20 Ocak 2006

Abdurrahman bin Avf hazretleri, 571 yılında Mekke’de doğdu. Genç yaşta ticaretle uğraşmaya başladı. Cahiliye devrindeki kötü alışkanlıkların mevcudiyetine rağmen güzel ahlakıyla etrafındakilerin sevgisini kazandı. Hazreti Ebubekir (radıyallahü anh) ile samîmî bir dostluk kurdu. İşte bu büyük dostun vasıtasıyla İslâmiyet’le müşerref oldu. Habeşistan’a giden Müslümanlarla birlikte hicret etti. Oradan da Medine’ye gitti...

Devamını oku...

Abdullah ibni Abbas (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 19 Ocak 2006

Eshab-ı kiramın büyüklerinden olan Abdullah ibni Abbas (radıyallahü anh) hazretleri, “müfessirlerin şahı” olarak tanınır. Resûlullah efendimiz Mekke’de iken, Abdullah ibni Abbâs’ın annesine buyurmuştu ki:
-Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman bana getir!
Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezân ve ikâmet okuyup, ismini Abdullah koydular ve;
“Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve kitabını ona öğret” diyerek duâ ettiler. Sonra annesinin kucağına verip buyurdular ki:
-Halîfelerin babasını al, götür!

Devamını oku...

Abbas bin Ubâde (Radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 18 Ocak 2006

Abbas bin Ubâde hazretleri, Peygamber efendimizin davetini duyunca, Müslüman olmak için koşarak gelen Medineli ilk 12 kişiden biridir. Birinci Akabe Biatında Müslüman olan altı Medineli, ikinci sene yanlarına altı arkadaş daha alıp, on iki kişi olarak Mekke’ye geldiler. Peygamberimizle gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar. Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar...

Devamını oku...

Abbâs bin Abdulmuttalib (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 17 Ocak 2006

Resûlullah efendimiz İslâmiyeti anlatmaya başlayınca, Hz. Abbâs muhâlefet etmeyip, akrabâlık şefkatinden dolayı, Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu. Bedir Savaşında daha Müslüman olmamıştı. Müşriklerin zoruyla savaşa sokuldu. Savaş sonunda, esîr edilip Medîne’ye götürüldü. Peygamber efendimiz kendisine buyurdu ki:
-Ey Abbâs, kendin, kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib ve Nevfel bin Hâris için kurtuluş akçesi öde! Çünkü sen zenginsin.
-Yâ Resûlallah, ben Müslümanım. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler.
-Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Doğru söylüyorsan Allah sana elbette onun ecrini verir. Fakat senin hâlin, görünüş itibâriyle, aleyhimizedir. Bunun için sen kurtuluş akçesi ödemelisin!

Devamını oku...

Abdullah bin Üneys (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 16 Ocak 2006

Bir gün Resûlullah Efendimiz, huzurlarına Abdullah bin Üneys radıyallahü anhı çağırdılar: -Yâ Abdullah! Hüzeli kabilesinin Lıhyanoğulları kolundan Halid bin Süfyan, bizimle çarpışmak üzere etrafına adamlar topluyormuş. Halid, şu sıralar ya Nahle’de veya Urene’dedir. Onu bertaraf ederek bir fitneyi daha baştan yok etmeliyiz...
Hazreti Abdullah, Sevgili Peygamberimiz kendisine bir vazife verdikleri için çok sevindi:

Devamını oku...

Abdullah bin Zübeyr (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 15 Ocak 2006

Abdullah bin Zübeyr’in annesi, Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’dır. Teyzesi, mü’minlerin annesi Hz. Âişe’dir. Babası tarafından babaannesi Safiyye, Rasûlullah’ın halasıdır...
Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamber Efendimize getirilerek O’na biat etme şerefine kavuştu. Hz. Ebû Bekir devrinde çocukluğunu atlattıktan sonra Hz. Ömer devrinde henüz oniki yaşlarında iken babası ile Yermük Savaşı’na gitti. Dört yıl sonra da babası ile birlikte Amr ibni Âs kumandanlığında Mısır’ın fethine katıldı...

Devamını oku...

Hâlid bin Velid (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 14 Ocak 2006

Hâlid bin Velid hazretleri, 21 (m. 642) yılında Humus’ta hastalandı. Yanında silah arkadaşları vardı. Vefat edeceği sırada kılıcını istedi. Kabzasını tutarak şefkatle okşadı. Sonra:
“Nice kılıçlar elimde parçalandı, işte bu benim ölümümü görecek olan son kılıcımdır. Beni en çok üzen, hayatı hep savaş meydanlarında geçip, yatak yüzü görmemiş olan bu Hâlid’in yatakta ölmesidir. Resûlullah’ın hiçbir Eshâbı, rahat yatağında ölmedi. Ya savaş meydanlarında veya uzak beldelerde Din-i İslâmı yayarken garib olarak şehîd oldu.

Devamını oku...

Ebû Zer-i Gıfârî (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 13 Ocak 2006

Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri, ilk Müslümanlardandır. Bir gün dedi ki: “Resûlullah bana, (Binalar Seldağı’na ulaştığı zaman, sen Medine’den ayrıl) diye emretmişlerdi, izin verirseniz, ben Medine’den gideyim” dedi. Hz. Osman müsaade buyurdular ve bir deve sürüsü ile, iki köle verdiler. Yetecek miktarda yiyecek ve hediyeler ile Medine-i Münevvere yakınlarındaki (Rebeze) adındaki köye gitmesini söylediler. Ailesi de Şam’dan buraya gönderildi...
Ebû Zer-i Gıfârî Rebeze’ye bir mescit yaptırdı. Vefat edinceye kadar, gelenlere İslâm dinini öğretti. Hadîs-i şerîfler rivâyet eyledi. Kalan ömrünü burada geçirdi ve orada da vefât etti...

Devamını oku...

Abdullah bin Cahş (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 12 Ocak 2006

Abdullah bin Cahş hazretleri orta boylu, çok yakışıklı bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyade severdi... Hicretin üçüncü senesinde yapılan Uhud Harbinde büyük kahramanlıklar gösterdi. Bu mübarek yiğitliğin sembolüydü. Sa’d bin Ebî Vakkas hazretleri, Uhud Harbinde Hz. Abdullah bin Cahş ile arasında geçen konuşmayı şöyle anlatır:
-Uhud’da savaşın çok şiddetli devam ettiği bir andı. Birdenbire yanıma sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti ve şunları söyledi:
-Şimdi burada sen duâ et, ben “âmin” diyeyim. Ben de duâ edeyim, sen “âmin” de!

Devamını oku...

Habbâb bin Eret (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 11 Ocak 2006

Eshab-ı kiramdan olan Habbâb radıyallahü anh, koruyucusuz olmasına rağmen, Müslüman olduğunu açıklamaktan çekinmemişti. Kureyşli müşrikler onun İslâma girdiğini duyunca, ona işkence ve eziyet etmeye başladılar. Çıplak vücuduna demir gömlek giydirip, en sıcak günde, Ramdâ’da, vücudunun yağı eritilircesine, güneş altında tutulduğu da olurdu. Güneşten kızgın hâle gelmiş, ya da ateşle kızdırılmış olan taşa, çıplak sırtı bastırıldığı hâlde, söyletmek istedikleri küfrü gerektiren sözleri, ona söyletemezlerdi! O büyük bir îmânla;
-Allah birdir, Muhammed aleyhisselâm O’nun Peygamberidir, diye haykırırdı.

Devamını oku...