"Deli Birâder" Mehmed bin Durmuş

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 18 Eylül 2006

Muhammed bin Durmuş, Fârisî lisânını çok güzel konuşur, “tûtî dilli” dedikleri kimselerin onun yanında dilleri tutulurdu. İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu Şehzâde Korkut, Manisa Sancakbeyi iken onunla sohbet arkadaşı oldu. Berâber oturup kalkarlar, berâberce yer içerlerdi. Şehzâde Korkut ile birlikte Mısır’a gitti. Yine onunla tekrar Anadolu’ya döndü. Şehzâdenin vefâtına kadar ondan hiç ayrılmadı. Şehzâde Korkut vefât edince, Yavuz Sultan Selîm Han tarafından Bursa’daki Geyikli Baba Zâviyesinde vazîfelendirildi. Burada bir müddet ibâdet, tâat ve Allahü teâlâyı zikirle meşgul oldu. Talebelere dersler verdi...

Devamını oku...

Siz de bu genç gibi olurdunuz

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 17 Eylül 2006

Zünnûn-i Mısrî hazretleri Mısır’da yetişen büyük velîlerdendir. 772 târihinde doğdu. 859 târihinde Mısır’da vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Amr bin Âs hazretlerinin yanına defnedildi...
Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hocası, Mâlikî mezhebinin imâmı, Mâlik bin Enes hazretleridir. Muvattâ’yı bizzat kendisinden okudu ve fıkıh ilmini ondan öğrendi. Mânevî ilimleri Şeyh İsrâfil hazretlerinden öğrenip kemâle ulaştı. Fakat hâlini bilmeyen pekçok kimse, ona düşman oldu ve vefâtına kadar değerini anlayamadı.

Devamını oku...

Adnan Menderes

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 16 Eylül 2006

Adnan Menderes... 1899’da Aydın’ın Koçarlı ilçesi Çakırbeyli köyünde doğdu... Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitiren Adnan Menderes, Birinci Dünya Savaşı sırasında yedeksubay olarak askerliğini yaptı. Söke’de Piyade Alay Yaveri olarak savaşa katıldı. Savaştan sonra İstiklal Madalyası aldı. Ali Fethi Okyar tarafından 1930 senesinde kurulan ancak kısa sürede kapatılan Serbest Fırka’nın Aydın teşkilatını kurarak başkanı oldu. Bu parti kapatılınca CHP’ye girdi ve 1931 yılında bu partiden Aydın milletvekili seçildi...

Devamını oku...

Yûnus Emre

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 15 Eylül 2006

Yûnus Emre’nin, Eskişehir’in Mihalıççık kazâsına bağlı Yûnus Emre köyünde, 1320 (H.720) senesinde 80 yaşında vefât ettiği ve buraya defnedildiği kaynakların tetkikinden anlaşılmaktadır. (Vefâtı için başka târihler ve başka yerler de bildirilmektedir...)
Çocukluğu hakkında bilgi olmayan Yûnus Emre, bir işâret üzerine genç yaşta büyük mutasavvıf Tapduk Emre’nin dergahına gitti. Otuz seneden fazla onun hizmetinde bulundu ve ondan feyz aldı. Hattâ bâzı kaynaklar, Tapduk Emre’nin kızını Yûnus Emre’ye verdiğini, hem talebesi, hem de dâmâdı olduğunu kaydetmektedir...

Devamını oku...

Âdem Askalânî

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 14 Eylül 2006

Tebe-i tâbiînden olan Âdem Askalânî (Âdem bin Ebî İyâs) hazretleri, 132 (m. 749)’de Horasan’da Merv şehrinde doğup 221 (m. 835)’de, Abbasî halifelerinden Mu’tasım Billâh’ın halifeliği zamanında Askalân’da vefât etti...

Âdem Askalânî, Bağdâd’da yetişmiştir. Orada birçok zâttan ilim tahsil etti. Daha sonra, seyahate çıkıp, her birisi birer ilim ve irfan merkezi olan, Kûfe, Basra, Hicaz, Mısır ve Şam’a gitti. Buralarda büyük âlimler ile görüşüp onlardan ilim öğrendi ve birçok hadîs-i şerîf rivâyet etti. Daha sonra Askalân’a dönüp orada yerleşti. Bu sebeble kendisine Âdem-i Askalânî denir...

Devamını oku...

Süfyân-ı Sevrî

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 13 Eylül 2006

Süfyân-ı Sevrî hazretleri, zamânındaki büyük âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Hadîs ve fıkıh ilminde müctehîd oldu. Mekke-i mükerremeye gittiği zaman halk başına toplanır, bilmedikleri ve anlayamadıkları hususları sorarlardı. Hepsine teker teker cevap verir, müşkillerini hallederdi. Hâfızası çok kuvvetli ve fevkalâde idi. “Hâfızam, kendisine tevdi ettiğim hiçbir şeyde bana ihânet etmedi” buyurdu. Yâni öğrendiğim hiçbir şeyi unutmadım demek istedi. Yirmi yıl geceleri uyumadı ve hiç abdestsiz gezmedi...

Devamını oku...

Hayrünnessâc

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 12 Eylül 2006

Hayrünnessâc hazretleri, Sırrî-yi Sekâtî’nin talebesi, Cüneyd-i Bağdâdî ve Ebü’l-Hüseyin Nûrî’nin akrânı idi. Ebû Hamza Bağdâdî ve başka zâtlarla görüşüp sohbet etti. Ebü’l-Abbâs ibni Atâ, Ebû Muhammed Cerîrî ve başka zâtlar kendisinden ilim öğrendiler. İbrâhim-i Havvâs, Ebû Bekr Şiblî ve başka birçok zâtlar, bunun meclisinde tövbe etti. Ebû Bekr Şiblî’yi; lüzumlu ilimleri öğretmesi için Cüneyd-i Bağdâdî’ye gönderdi, o yetiştirdi...

Devamını oku...

Ubâde İbni Sâmit (radıyallahü anh)

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 11 Eylül 2006

Ubâde İbni Sâmit hazretleri, “Akabe biatı”nda kavminin temsilcisi idi. Kendisi şöyle anlatır: -Ben Birinci Akabe’de hazır bulunanlar içindeydim. Oniki kişi idik. Res-lullah efendimiz ile şunun üzerine bî’at ettik ki:
Allahü teâlâya hiçbir şeyi ortak koşmayalım, hırsızlık etmiyelim, zinâ yapmayalım, çocuklarımızı öldürmeyelim, dillerimizle yalan söyleyerek iftirâ etmeyelim, herhangi bir iyilik hus-sunda O’na âsi olmayalım. Bundan sonra, Peygamberimiz buyurdu ki:
- Eğer ahdinizde, sözünüzde durursanız sizin için Cennet vardır. Eğer onlardan bir şeyi örtbas ederseniz sizin işiniz Allahü teâlâya âittir, dilerse azâb eder, dilerse affeder...

Devamını oku...

Antep kahramanı Şahin Bey

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 10 Eylül 2006

İstiklâl Savaşı’nın büyük kahramanlarından Şahin Bey, 1877 yılında Gaziantep’de doğdu. Asıl adı Mehmed Said’dir. Yemen’e er olarak giden Şahin Bey, büyük kahramanlıklar göstermiş ve rütbesi teğmenliğe kadar yükselmişti. Ancak 1918 yılında İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düştü. Mısır’daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar kalan Şahin Bey, ateşkesden sonra serbest bırakıldı...

Devamını oku...

Ca'fer-i Sadık

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 09 Eylül 2006

Ca’fer-i Sadık hazretleri, hem Peygamber efendimizin nesl-i pâkinden, hem de Hazreti Ebu Bekir’in neslindendir. 702 yılında Medine’de doğdu... Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul idi. Tasavvufda her iki dedesinin yolunu da o devam ettirdi. Hem Hz. Ali hem de Hz. Ebu Bekir’den gelen feyzleri taliplerine aktardı. Hadis ilminde zamanının en yüksek âlimi idi. Kimya, fizik ve cebir ilimlerinde en öndeydi. Cebir ilminin kurucusu sayılan Câbir, onun talebesi ve bu ilimde ondan çok şeyler öğrendiği nakledilir...

Devamını oku...