İzzeddîn Türkmânî

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 16 Nisan 2006

İzzeddîn Türkmânî hazretleri, Mısır’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1424 (H.828) senesinde Meraga’da vefât etti. Dergâhındaki bahçeye defnedildi.
Bu mübarek zat hâfız olup, Kur’ân-ı kerîmi çok güzel okurdu. Bir gün birisi içinden; “İzzeddîn Türkmânî hazretleri acabâ beni de okutur mu?” diye geçirdi ve talebelerin arasına karıştı. Sonra birisi gelip kendisini İzzeddîn Türkmânî hazretlerinin çağırdığını haber verdi. O da varıp onun huzûruna çıktı. Ona; “Kur’ân-ı kerîmi öğrenmek ve okumak lâzımdır. Hatırına getirir lâkin öğrenmezsin?” buyurdu. Sonra okutmaya başladı...

Devamını oku...

"Şâh-ı Nakşibend" Behâeddîn Buhârî

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 15 Nisan 2006

Seyyid Behâeddîn Buhârî hazretleri, Muhammed Bâbâ Semmâsî ile Emîr Külâl’in talebesidir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ yakınındaki Kasr-ı Ârifân’da doğdu. 1389 (H.791)’da aynı yerde Rebî’ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefât etti...
Behâeddîn Buhârî hazretlerinin konuşmaları Peygamber efendimizin konuşması gibi tane tane idi. Konuştuğu kimseye yönünü dönmüş olarak konuşurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm ederdi. Kimseyi küçük ve hakîr görmez, dâimâ güler yüzle karşılardı. Ancak celâllendiği zaman kaşları çatılırdı. Bu zamanda heybetinden karşısında durulmaz olurdu...

Devamını oku...

Ebû Yahyâ eş-Şâmî

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 14 Nisan 2006

Ebû Yahyâ eş-Şâmî hazretleri, gazalara katılır, cihad ederdi. Şamlıların âlimlerinden olup, Mekhûl’ün akranıdır, yani ilim bakımından onun gibidir. Hadîs ilminde “sika” bir âlimdir. Ümm-üd-Derdâ, Recâ bin Hayve, Ubâde bin Şâmid’den hâdîs-i şerîf rivâyet etti. Ondan da Rebîa bin Yezîd, Saîd bin Abdülazîz, Evzâî, Yemân bin Adiy gibi âlimler, hadîs-i şerîf rivâyet edip, ilim öğrenmişlerdir.

Devamını oku...

Akçakoca

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 12 Nisan 2006

Akçakoca, Sakarya mıntıkasına ve İzmit taraflarına yaptığı akınlarla buralarda bazı kaleleri fethetmiş, Ayan Gölü (Sapanca) çevresini de alarak, orasını kendisine karargah yapmıştı. Daha sonra Ermeni Pazarı ve Kandıra’yı zaptetmiş ve aşiret beylerinden Konuralp ile Aydos ve Samandıra’yı almışlardır. Samandıra Kalesi Akçakoca’ya mülk olarak verilmiştir. İzmit ile Üsküdar arasındaki bütün Türk muvaffakiyetleri bu Akçakoca ile Gazi Abdurrahman’ın faaliyetleri sayesinde temin edilmiştir.
Akçakoca’nın vefatı 1326’dan sonra olup kabri Kandıra’da bir tepe üstündedir. Bunun adına nisbetle İzmit vilayetine “Kocaeli” denilmiştir.

Devamını oku...

Mahmûd Kefevî

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 11 Nisan 2006

Büyük âlim Mahmûd Kefevî hazretleri, bir gece rüyâ ile mânâ âleminde Resûlullah efendimizin huzûr-ı şerîflerine girdi. Mecliste hazret-i Ebû Bekir, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali ile Eshâb-ı kirâmdan bâzıları da hazır bulunuyorlardı. Edebe riâyet ederek onlara selâm verdi. Her zaman kıldığı namazın tâdil-i erkânını efendimize arz etmek için önlerinde kıbleye karşı namaza başladı. Hazret-i Ali, Mahmûd Kefevî’nin bu davranışına karşı çıkıp “böyle yüksek bir meclise katılmayıp, nâfile namaz kılmak edebi terk etmek değil midir?” diye dokunaklı söz söyledi.

Devamını oku...

Tozkoparan İskender

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 10 Nisan 2006

Tozkoparan İskender, okçuluk tarihimizin en büyük kemankeşi sayılır. İmparatorluğun çeşitli illerinde 10 ayrı rekor kırmış ve bunların hiçbiri daha sonra aşılamamıştır. En uzun rekorunu, gündoğusu havasıyla atılan Arkurı Menzili’nde 1281.5 gezle kırmıştır. Bu 846 metrelik uzaklık, bir dünya rekorudur...
Bir gün, İran’dan Bahtiyar adında bir pehlivan gelip, Padişahın yanında sert yaylar çekmiş ve büyük hünerler göstermiş. Padişah da;
-Bizde buna gâlip gelecek kimse yok mudur? deyince,
-Pâdişahım bir nice gün izin verin tedârik olunur, demişler.

Devamını oku...

Harun Reşid'in oğlu Ahmed Sebtî

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 09 Nisan 2006

Ahmed Sebtî hazretleri münzevi bir hayat sürüyordu. Bir gün Halife Harun Reşid oğlu Ahmed Sebtî’nin yanına gidip dedi ki: -Ey oğul, sen beni rezil rüsvay ettin. İnsanlar, senin benden uzakta bir hayat sürmenden dolayı beni suçluyorlar!
O da, babasına şöyle cevap verdi:
-Ey babacığım, ben seni rüsvay etmedim. Fakat senin yüzünden ben rezil oluyorum! Harun Reşid;
-Bu nasıl oluyor, diye sorunca, havada uçan kuşları gösterip, onları çağırmasını istedi. Harun Reşid kuşları çağırınca, kaçıştılar. Kendisi işaret edince, uçup önüne geldiler. Babasına;
-Görüyorsun ki, senin sesinden kaçıyorlar. Benim ise bir işaretime geliyorlar, dedi...

Devamını oku...

Temeşvarlı Ahmet Ağa

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 08 Nisan 2006

Eylül başlarında Avusturya kuvvetleri Temeşvar üzerine yürüyüşe geçtiler. Temeşvar Kalesine yapılacak baskın için düşman kuvvetleri Nagy Varat Kalesinde toplanmaya başlamışlardı. Ayrıca 10.000 zırhlı Alman süvarisi de onlara destek verecekti. Serdengeçtilerin kumandanı, Ahmet Ağa’yı çağırıp:
-Sen şimdi yanındaki gazilerle yola çık. Bir düşman birliği Nagy Varat’a doğru gidermiş. Siz evvel davranın ve Nagy Varat Köprüsünü tutun. Szegedin ve Szolnok’tan imdat gelinceye kadar mutlaka dayanın. Düşman köprüyü geçerse halimiz harap olur, dedi.

Devamını oku...

Patrik Gregoryus

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 07 Nisan 2006

Mora İsyanı, 1821 Haziranında Sultan II. Mahmud’un padişahlık döneminde gerçekleşti, Sadrazam ise Benderli Ali Paşa’ydı. Devletin yaptığı araştırmalar sonucunda Ortodoks Patriği Gregoryus’un da isyanda parmağı olduğu ortaya çıktı...
Patrik Gregoryus, bütün suçları kabul etti ve yargılamanın ardından patrikhanenin orta kapısı önünde idam edildi. Göğsüne ihanetini anlatan bir yafta yapıştırılan Patriğin cesedi, 3 gün İstanbullulara teşhir edildi.
Fener Rum Patriği Gregoryus’un suç belgesi olarak ele geçirilen, Rus Çarı Aleksandra’ya yazdığı mektup, gerçekten ibret vericidir:

Devamını oku...

Ömer Muhtar

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 06 Nisan 2006

Ömer Muhtar, 1862 yılında, Libya’da Defne bölgesinin Batnan kasabasında dünyaya geldi. Mensubu olduğu Münifiye kabilesi izzet ve şerefiyle meşhur bir topluluktu. Babası Muhtar, mertliği ve cesareti ile tanınmış kahraman bir şahsiyetti.
Mısır’ın İngiliz işgalinde olması, Osmanlı devletinin deniz gücünün neredeyse olmaması vs. gibi sebeplerden dolayı Libya’yı kolay bir lokma gibi gören İtalyanlar 27 Eylül 1911’de Osmanlı hükümetine verdikleri ültimatomla Trablusgarb’a çıkarma yaptılar...

Devamını oku...