Mazhar-ı Cân-ı Cânân

Meşhurların Son Sözleri

Salı, 18 Temmuz 2006

Mazhar-ı Cân-ı Cânân’ın asıl adı Şemseddîn Habîbullah’tır. Babası Mirzâ Cân’dır. Onun ismine izâfeten “Cân-ı Cânân” denilmiştir. 1699 (H.1111) senesinde Ramazân-ı şerîfin on birinde Cumâ günü doğdu. 1781 (H.1195) senesinde şehîd edildi. Hazret-i Ali’nin neslinden olup, seyyiddir...
Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri, vefâtının yaklaştığı günlerde kavuştuğu nîmetleri dile getirerek ve şükrederek şöyle buyurdu:

Devamını oku...

Celâl Tehâniserî

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 17 Temmuz 2006

Büyük âlim Celâl Tehâniserî hazretleri, küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Yedi yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Bir gün hoş bir ses ile okunan gazel duydu. O anda kendisini Allahü teâlânın aşkı kapladığından düşüp bayıldı. Ayıldığında tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet, diploma aldı...

Devamını oku...

Trablus'ta kurulan İtalyan mahkemesi!

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 15 Temmuz 2006

Yıl, 1911... Ramazan Bayramı’nın 3. günü... Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi öldürdüler. Teslim olanlara da acımadılar... Trablus’ta kurdukları Divanı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi...
Bir gün elleri kelepçeli; bir yaşlı, bir orta yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti içinde üç kişi mahkemenin önüne çıkarılır. Başkan Albay Carlo Torelli, bu zavallıları yargılamak için tercümana der ki:
- Sor bakalım, bunlar kimlerdir?

Devamını oku...

"Kandiye Kahramanı" Bodrumlu Fedai Musa

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 14 Temmuz 2006

Sene 1669... Veziriazam Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa, Girit’te aylardır alınamayan Kandiye Kalesi önlerindedir... Kaleyi kuşatan Osmanlı askerinin mühimmat ve yiyecek ikmali, Hanya’dan gemilerle getiriliyor ve Kandiye önlerindeki Çanak limanına indiriliyordu. Venedikliler, Osmanlı askerinin Çanak Limanından ikmal yaptıklarını öğrenince 12 gemilik bir filo ile orasını abluka altına aldılar.

Devamını oku...

Aşçı Yahya Baba...

Meşhurların Son Sözleri

Çarşamba, 12 Temmuz 2006

Yahya Baba, II. Bâyezîd Hân zamanında, Edirne Bâyezid Külliyesi’nin aşçılarından biridir... Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır. Mübârek işe girişti mi, ibadet ettiğini sanırsınız. Pirinçleri salevat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir. Tuzunu Besmele ile, suyunu Fatihalarla salar. Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, Allah’tan bereket arzular...
Onun pilavı herkese yeter, hatta artar. Ancak o tek pirinç tanesine bile kıyamaz; artanı Tunca Nehrine atar. Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar.

Devamını oku...

İbrâhim-i Havvâs

Meşhurların Son Sözleri

Pazartesi, 10 Temmuz 2006

İbrâhim-i Havvâs hazretleri, yüksek makam ve kerâmetler sâhibiydi. Aslen Bağdâtlıdır. 903 (H.291) yılında Rey Câmii’nde vefât etti. Gasil ve tekfînini Yûsuf bin el-Hüseyin yaptı. “Havvâs”, hurma yaprağından zembil yapan kimse, demektir. Herkes tarafından medhedilmiş, kendisine “tevekkül edenlerin reisi” denilmiştir. Konuşmaları hep hikmet doluydu. Seferleri meşhurdur. Defâlarca Mekke’ye gitti...

Devamını oku...

Başmakçılı Ahmed Dede

Meşhurların Son Sözleri

Pazar, 09 Temmuz 2006

Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt Savaşında Bizanslıları yenmesiyle birlikte Anadolu’nun kapıları sonuna kadar Oğuz boylarına açılmıştır. Bunun sonucu olarak Türk boyları Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dağıldılar ve oraları yurt edindiler. Sarıkeçili Aşireti’nin Başmakçı kolu da Azerbaycan’ın güneyinden Anadolu’ya girdiler. Bir kısmı kuzeye, diğer bir kısmı da batı yönüne doğru yollarına devam ettiler. Kuzeye gidenler Çorum civarına, Batı yönüne giden grup ise şu andaki Başmakçı ilçesinin olduğu yere yerleştiler. Bundan böyle buranın adı Başmakçı olarak anılmaya başlandı...

Devamını oku...

Süfyan-ı Sevrî ve salevat okuyan adam

Meşhurların Son Sözleri

Cumartesi, 08 Temmuz 2006

Süfyan-ı Sevrî hazretleri, hacda, Harem-i Şerifi tavaf ederken her adım başında Peygamberimize (Sallallahü aleyhi ve sellem) salâtü selâm getiren bir adam görür. Mübarek, hadiseyi şöyle anlatır:
-Behey adam! Sen tesbih ve tehlili bırakmışsın, kendini tamamen Peygamberimize salât-ü selâm getirmeye vermişsin, bu husûsta bir bildiğin mi var? dedim.
Bana “Allah günahını bağışlasın, sen kimsin?” diye sordu, ona “Süfyan-ı Sevrî’yim” diye cevap verdim. Bunun üzerine bana şunları söyledi:

Devamını oku...

Muhammed Arîzî

Meşhurların Son Sözleri

Cuma, 07 Temmuz 2006

Seyyid Muhammed Arîzî, Ebü’l-Vefâ hazretlerinin babası olup, zamânının büyük velîlerinden idi. Yaşadığı beldenin hâkimi, seyyidlere çok eziyet vermeye başlayınca, orayı terk ederek Benî-Nercis kabîlesinin yaşadığı köye yerleşti. Bu kabîlede yaşayanlar, dînî yönden çok zayıf idiler. Seyyid Muhammed Arîzî, akşam, yatsı ve sabah ezânlarını okuyarak, namaz kıldı. Ezân sesini duyan oradaki halkın, cenâb-ı Hakk’ın izniyle, kalbleri yumuşadı ve hepsi namaz kılmaya başladı. Oranın halkı Seyyid Muhammed Arîzî hazretlerini göndermeyerek, beldelerinde yerleşmesini sağladılar.

Devamını oku...

Ali Müttekî el-Hindî

Meşhurların Son Sözleri

Perşembe, 06 Temmuz 2006

Ali Müttekî hazretlerinin tam adı “Ali bin Abdülmelik Hüsâmeddîn bin Kâdı Hân el-Kâdirî eş-Şâzilî”dir. Lakabı, “Alâüddîn”dir. Müttekî diye meşhûrdur.
Bu mübarek zat 1566 (H.974) senesinde Hindistan’dan Mekke-i mükerremeye gitti. Sıhhati yerinde idi. Kendisini ziyârete gelenlere buyurdu ki:
-Şöyle bir kimse düşünün: Ölümü tatmış, ölümden sonraki şeyleri, başa gelecekleri görmüş, sonra Allahü teâlâ tekrar onu ikinci defâ dünyâya göndermeyi dilemiş ve göndermiş. Böyle bir kimse hiç ölümden gâfil olur mu? Ölümü hiç unutur mu? İşte bu fakîr de o kimse gibi ölümden gâfil ve unutmuş değilim...

Devamını oku...