52 - SİGETVAR KALESİ VE ALİ DEDE HAZRETLERİ

1001 Osmanlı Hikayesi

Cumartesi, 21 Şubat 2004

Ali Dede Bosnevî hazretleri 1566'da Sigetvar seferine katıldı. Bu sefer Kânûnî Sultan Süleymân'ın son seferi oldu. Pâdişâh çok hasta idi ve kalenin günler süren kuşatmasına rağmen düşürülememesine çok üzülüyordu. Nitekim vefâtından bir gün önce Sokullu Mehmed Paşaya gönderdiği hatt-ı hümâyûnda; "Şu ocağı yanası dahi alınmaz mı?" demişti. Ertesi gün Ali Dede Bosnevî'nin, askeri duâlarla teşyî edip cesâretlendirmesi ile kale zabtedildi. Bu sırada Kânûnî de vefât etmişti.

Devamını oku...

51 - İBN-İ HALDÛN'UN EMÎR TİMUR'LA GÖRÜŞMESİ

1001 Osmanlı Hikayesi

Cuma, 20 Şubat 2004

Emîr Timur, birçok zaferler kazandıktan sonra Suriye üzerine yürümüştü. Mısır-Memlük orduları onun karşısında duramayıp yenildiler. Halep, Hama ve Sam, Emir’in eline geçti. (1401) Mısır’da devletin ileri gelenleri ve kadılar, daha fazla zarar görmemek, aman istemek için Timur Han’a bir heyet göndermeğe karar verdiler. Önce, kadı İbn-i Haldun’a meseleyi sundular. O da Timur’a başvurmayı münasip gördü. İbn-i Haldun’u heyete reis ve sözcü seçtiler. Sonra İbn-i Haldun murahhas oldugu halde Şam’a, Emir Timur’un katına geldiler. Huzura çıktıklarında korku ve heyecan içindeydiler. Emîr Timur onların oturmalarına izin verdi; Güler yüzle önlerinden geçti. Her birini dikkatle gözden geçirdi. İbn-i Haldun’un kılık ve kıyafetini görünce o heyet içinde mümtaz bir şahsiyet olduğunu anladı. O diğerlerinden farklıydı. Emir, onunla konuşmağa başladı. Sonra Emir, elçilere ziyafet verdi. İçlerinden bazıları kibarlık gösterip verilen etten yememişti. İbn-i Haldun yiyenlerdendi.

Devamını oku...

50 - ULUBATLI HASAN

1001 Osmanlı Hikayesi

Perşembe, 19 Şubat 2004

28 Mayıs 1453...İstanbul’un fetih gününün arefesi...Topkapı surları dışında kurulmuş Osmanlı çadırlarında meşaleler sabahlara kadar yanarken, Anadolu sipahilerinden, Azep askeri olan Ulubatlı Hasan’ın heyecanı da son raddelerine gelmişti. İstanbul’u muhasara eden Osmanlı askerinin kumandanı, Sultan I. Mehmed Han ise bütün  hazırlıklarını tamamlamıştı. Toplar sabaha kadar aralıksız ateşe devam edeceklerdi. Kara tarafında, 100.000 kişilik bir kuvvet, ordugahın sağ tarafında, yaldızlı kapı karşısında, 50.000 kişilik diğer bir kuvvet ise sol cihette dizilmişlerdi. Padişah ise, 15.000 Yeniçeri ile merkezde idi. 70’den fazla harp gemisi de limanda idi.

Devamını oku...

49 - ŞEHİD MUSA HULÛSİ PAŞA

1001 Osmanlı Hikayesi

Çarşamba, 18 Şubat 2004

Rus çarı I. Nikola, koyu bir Türk düşmanı olarak tarihe geçmişti. Osmanlı İmparatorluğu için “Hasta Adam” tabiri ilk kullanan odur. 1844’de İngiliz Kralını ziyareti esnasında Osmanlı İmparatorluğunun paylaşılmasını teklif etmişti. Fakat İngilizler, Rusya’nın daha fazla kuvvetlenmesinin, ileride kendilerine zararı olacağı düşüncesi ile bu teklifi reddettiler. Bunun üzerine Rus hükûmeti, Ortodoks azınlıkların haklarını korumak ve bunun takibini yapmak üzere, İstanbul’a yeni bir büyükelçi tayin etti. Esas maksatları, uygun bir zamanı kollayıp, aniden Osmanlı topraklarına saldırmaktı.

Devamını oku...

48 - ALAEDDİN ALİ HAZRETLERİ VE II. BAYEZİD HAN

1001 Osmanlı Hikayesi

Salı, 17 Şubat 2004

Âlimleri çok seven Fâtih Sultan Mehmed Han, Anadolu’ya gelen Alâeddin Ali hazretlerini Bursa'daki Manastır Medresesine müderris tâyin etti. Sonra da, Sultan İkinci Murâd Medrese sinde vazîfelendirdi. Ardından Bursa kâdısı, en sonra da kâdıasker yaptı. On yıl bu yüksek mevkide kalarak, ilmin ve âlimlerin şerefini korudu. Pekçok âlim, onun yüksek himmetiyle, lâyık oldukları şerefli hizmetlerin zirvesine ulaştı. Bir süre sonra kâdıaskerlik vazîfesinden ayrıldı ve emekli oldu.

Devamını oku...

47 - ÖZİ KAHRAMANLARI

1001 Osmanlı Hikayesi

Pazartesi, 16 Şubat 2004

Osmanlı İmparatorluğunda Lale Devri adıyla meşhur olan sulh ve sükun devri, 1730 yılında Patrona Halil isyanıyla sona ermiş, tekrar karışıklıklar başlamıştı. Bunu fırsat bilen Rusya, 1733 yılında Avusturya ile ittifak anlaşması yaptı. Anlaşma hükümlerine göre Rus ordusu aniden Osmanlı topraklarına girecek, Avusturya araya girerek, Osmanlı hükûmetini oyalayacak, bu arada onlar da hücuma geçerek iki ateş arasında bırakacaklardı.

Devamını oku...

46 - MURÂD EDİLEN SULTAN SELÎM'DİR

1001 Osmanlı Hikayesi

Pazar, 15 Şubat 2004

Sultan İkinci Bâyezîd'in hanımı Şehzâde Korkut'un annesi bir gün dergâha gelip Abdurrahîm Tırsî'nin hanımından; "Beyin Abdürrahîm Tırsî'den ricâ edip, yardım taleb ederiz. Sultan Bâyezîd'den sonra oğlum Korkut pâdişâh olsun." diye ricâda bulundu. O da bu dileği beyine sık sık hatırlatırdı.

Devamını oku...

45 - KALEYE ÇEKİLEN BAYRAK GİBİ

1001 Osmanlı Hikayesi

Cumartesi, 14 Şubat 2004

Sultan II. Osman 22 Kasım 1617’de padişah olduğunda henüz 14 yaşındaydı. Fakat yaşı nın çok üzerinde bir olgunluğa sahip olan bu genç padişah, ecdadı gibi celadetli ve cesurdu. Tahta çıktığı senelerde, Avrupa’da söz sahibi bir devlet olan Polonya, Osmanlı sınırlarına saldırıyor, hatta bazı kaleleri ele geçiriyordu. Bunlardan en önemlisi de Hotin Kalesi idi. Bunun üzerine hemen sefere çıkılmasını emretti ve  hazırlıklara başlandı.

Devamını oku...

44 - RODOS ZAFERİ

1001 Osmanlı Hikayesi

Cuma, 13 Şubat 2004

1520 senesinde, babası Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman, ilk seferini Belgrad üzerine yaptı ve 12 Temmuz 1521’de burçlara zafer sancağını çekti. Haçlı devletlerinin Akdeniz’deki müstahkem kalesi olan Rodos, aynı zamanda korsanların da üssü haline gelmişti. Akdeniz’in neresinde bir Müslüman gemisi yakalansa, buraya getirilirdi. Batı Akdeniz'de İspanyollardan kaçabilen bir Müslüman gemisi, doğu sularında mutlaka Rodosluların eline düşerdi. Ada zindanları Türk ve Müslüman esirleri ile dolup taşıyordu. Osmanlı donanması bu suları kontrol edecek kadar güçlü değildi. Bu yüzden ticari gemiler her zaman bir tehlike ile karşı karşıya idi.

Devamını oku...

43 - SAKIN YEMEYİNİZ, O ET ZEHİRLİDİR

1001 Osmanlı Hikayesi

Perşembe, 12 Şubat 2004

Sultan Ahmed Han, birgün bâzı devlet erkânıyla gezmeye çıkmışlardı. Ormanlık bir yerde istirâhat ederlerken hizmetçiler bir koyun kesip, kızartarak Pâdişâha ikrâm ettiler. Sultan Ahmed Han besmele çekerek elini ete uzattığı an, Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretleri beliriverdi. Pâdişâha; "Sultânım! Sakın yemeyiniz, o et zehirlidir." buyurdu. Etten bir mikdâr kesip, oradaki bir köpeğe  verdiklerinde, köpeğin derhal öldüğü görüldü.

Devamını oku...