Kaza ve kader bilgisini herkes anlayamaz

Koğacızâde Mehmed Efendi İstanbul evliyasından olup Fatih'in So­fular semtindeki Halvetî dergahının şeyhi idi. Mehmed Efendi bu tekkede yirmi yıl kadar irşad faaliyetinde bulunduktan sonra 1026'da (m. 1617) vefat etti. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

Kaza ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamamış, doğru yoldan ayrılmıştır. Bu bilgi üzerinde akıl yürütenler, vehim ve hayâllerine kapılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların isteyerek yaptığı işlerinin cebir, zor ile olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını, isteyerek yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Ehl-i sünnet, kadere inanmış; kaderin hayırlısı, şerlisi, iyisi, kötüsü, tatlısı, acısı, hep Allahü teâlâdandır demiştir. Çünkü “Kader”, var etmek, yaratmak, demektir ve her şeyi yapan, yaratan, ancak Allahü teâlâdır. “Mu’tezile” yani Kaderiyye fırkası kaza ve kadere inanmadı, işlerin, yalnız kulun kudreti ile hâsıl olduğunu zannetti. Şerler, kötülükler, Allahü teâlânın kazası ile olsaydı, bunlar için azap yapmazdı. Bunlara azap yapması zulüm olur dedi. Böyle sözleri söylemek zulümdür. Câhilce sözdür. Çünkü, kaza ve kadere inanmakla, kulun ihtiyârı ve kudreti gitmez. “Kaza” demek, bir insanın, bir işi kendi ihtiyârı ile yapıp yapmayacağını, Allahü teâlânın, önceden bilmesi demektir ki, insanda ihtiyârın bulunduğunu göstermektedir.
Kazaya inanmak, irâdenin, ihtiyârın yok olmasına sebep olsaydı, Allahü teâlâ da, yaratmaya mecbur veya memnu’ olurdu. Çünkü ezelde, bir şeyin var olacağını bildi ise, onu yaratmaya mecbur olurdu. Yokluğunu bildi ise, yaratması memnu’ olurdu. Kazaya inanmak, kulda ihtiyârın bulunmasına inanmaya mâni olsaydı, Allahü teâlâ da irâde ve ihtiyârın bulunmasına inanmaya da mâni  olurdu.
Allahü teâlânın yaratacağı şeyleri ezelde bilmesi, irâde sıfatını yok etmediği gibi, kullarının yapacağı şeyleri de ezelde bilmesi, kulların irâde ve ihtiyâr sahibi olmalarına mâni değildir. Evet, insanların kudreti azdır, işi yalnız insan kudreti yapar demek, pek akılsızlık olur ve düşüncesizliğin son derecesidir. Mu’tezilenin, burada da, doğru yoldan ayrılmış olduğunu, Mâverâünnehr âlimleri bildirmiş, bunların sözü, Mecûsîlerin (ateşe tapanların) sözünden daha fenâdır demişlerdir.

Toplam Görüntülenme: 176

Yayın tarihi: Salı, 31 Aralık 2019

Bunları okudunuz mu?