Muaviye (radıyallahü anh)

Muaviye (radıyallahü anh) Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve selem) kayınbiraderi olup, Mekke’nin fethi günü babası ile beraber Müslüman oldu. Sonra Medine’ye yerleşerek Peygamberimizin “Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl!” ve “Yâ Rabbi! Muâviye’ye yazı ve kitab öğret, onu azabından koru!” “Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl!” duâlarıyla şereflendi. Onun “Vahiy Kâtibliği”ne alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ile olmuştur. Cebrâil aleyhisselamın getirdiği Kur’ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) mektublarını yazardı...

“Hüseyin mübârek bir zattır”
Hz. Ömer, onu Şam Valisi yaptı. Hz. Osman, halifeliği sırasında, bütün Suriye’yi onun emrine verdi.
Hz. Muâviye Hicrî 41 yılında Kûfe’de halife seçildi. Hz. Hasan hilâfeti bıraktıktan sonra bütün İslâm memleketlerinde meşru halife oldu. Ondokuz buçuk sene hilafette kaldı...
Vefatına yakın oğlunu çağırıp şu vasiyeti yaptı:
“Oğlum, Hicaz halkını gözet, onlar senin aslındır. Sana geleceklerin en kıymetlisi onlardır. Irak’takileri de gözet! Memurların azlini isterlerse azlet. Şamlıları da gözet ki onlar senin yardımcılarındır. Hüseyin bin Ali mübârek bir zattır. Kûfeliler onu senin karşına çıkarabilirler. Onu, iyi karşıla. Onun bize yakınlığı ve büyük hakkı vardır. Resûlullahın torunudur...”
Hz. Muâviye ömrünün son günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi:
“Ey insanlar! Başınızda çok kaldım. Sizi usandırdım. Fakat size benden daha iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâya kavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmak istiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes’ud eyle!”

“Keşke emir olmasaydım!”
Hastalığı arttığında “Resûlullah bana bir gömlek giydirmişti. O mübârek gömleği bugüne kadar sakladım. Bir gün kestiği tırnakları da bu şişe içine koyup saklamıştım. Vefat ettiğim zaman o gömleği bana giydiriniz. O tırnakları da kabrime koyunuz. Belki onların hürmetine cenâb-ı Hak beni affeder” dedi. Sonra da “Ben öldükten sonra cömertlik ve ihsanda kalmaz, çok kimselerin gelirleri kesilir. İsteyenler eli boş döner. Keşke Zî Tûva denilen köyde bir Kureyşli olsaydım da emirlik, hâkimlik ile uğraşmasyadım” diyerek 680 senesinin Receb ayında Şam’da hayata gözleni yumdu...

Toplam Görüntülenme: 1639

Yayın tarihi: Cuma, 16 Aralık 2005

Bunları okudunuz mu?