Bu sayfayı yazdır

YUHÇU BABA

Asırlar önce ak sakallı, nurani simalı bir adam varmış. Zühd ve takvâ sahibi olan bu zat, kendi hâlinde sâkin bir hayat yaşarmış. Halkın sevip saydığı bu muhterem zâtın ilginç bir âdeti varmış. Kendisine ölüm haberi verildiğinde, hemen çoğunlukla:Yuh olsun, dermiş. Halk bunun sebebini bir türlü anlayamaz, bu muhterem kişinin bazı kimselerin ölümünden sonra, "Yuh olsun" demesinin sırrını bir türlü çözemezmiş. Ama hiç kimse, bununla ne demek istediğini sormaya cesaret edemezmiş. Mutlaka bir hikmeti olduğu nu düşünürler, böyle faziletli bir ihtiyarın mânâsız bir davranış yapmayacağına inanırlarmış.

Elbette her nefis ölümü tadacak, bizim Yuhçu Baba da, vakit saat gelmiş, Hakkın rahmetine kavuşmuş. Haber kısa zamanda yayılmış. Herkes, cenazesinin kalkacağı câmiye koşmuş. Cenâze namazı kılınmış, Yuhçu Baba omuzlara alınmış. Tam mezara doğru götürülür ken, halkın arasından birisinin aklına merhumun meşhur âdeti gelmiş. İçinden, "O herkese 'Yuh olsun' derdi. Ben de ona söyleyeyim" diye geçirmiş. Hemen arkasında da:“Sana da yuh olsun” deyivermiş. Demesine demiş ama, o zamana kadar olmayan bir şey olmuş. Omuzlardaki tabut sallanmaya başlamış. Taşıyanlar omuzlarından kayacağını sanarak daha bir sıkı sarılmışlar. Derken tabutun kapağı yavaşça açılmış, Yuhçu Baba, nuranı yüzüyle sözü söyleyen adama bakmış. Adamın heyecandan yüreği ağzına gelmek üzereymiş. Yuhçu Baba: “Eğer ben de onlar gibi hayatı boşuna çiğnemiş, dünyada âhireti kazanamamışsam, bana da yuh olsun” deyivermiş. Arkasından tabutuna uzanmış, kapak örtülmüş. Kalabalıktan hiç kimse ağzını açamamış. Sessizce cenazeyi kabre götürmüşler, defnetmişler. Sureler okunmuş, dualar edilmiş. Herkes gittikten sonra kabrin başında bir süre kalıp, Yuhçu Baba'dan özür dileyen adam, derin derin düşünüyor ve şöyle söyleniyormuş: Hayatım akıp gidiyor. Yaşadıklarım, bana yuh mu, dedirecek, yoksa aferin mi kazandıracak?

Toplam Görüntülenme: 2295

Yayın tarihi: Cuma, 27 Nisan 2007