Bu sayfayı yazdır

Büyük mutasavvıf Abdülgaffâr Gencevî

Büyük mutasavvıf Abdülgaffâr Gencevî hazretleri, Azerbaycanlı velîlerdendir. Kâmil ve mükemmîl bir zat idi. En büyük talebelerinden biri, Şems-i Tebrîzî’nin torunlarından olan Pîr Muhammed Gencevî’dir...
Şeyh Abdülgaffâr hazretlerinin âilesi bir gece yarısı; “Sizden sonra yerinizi hangi oğlunuza bırakacaksınız?” dediler. “Oğullarımızın bizim yerimize geçme hakları yoktur. Yerime Pîr Muhammed geçecek, ona bırakacağım” deyince, râzı olmadılar. “Oğullarından birini elbette yerine bırakmalısın” dediler ve bu hususta ısrar ettiler...

Uykudan hangisi uyanırsa!..
Bunun üzerine; “Üç oğlumuz var. Üçü de yanımızda uyuyorlar. Pîr Muhammed’in evi Çerkîs Nehrinin kenarında yarım günlük uzak yerdedir. Oğullarımın her birini üçer kere ismiyle çağırayım. Hangisi uykudan uyanırsa yerimi ona bırakayım. Eğer oğullarımdan hiçbiri uykudan uyanmazsa üç defâ da Pîr Muhammed’i çağırayım. Eğer üçüncü çağırışımda yarım günlük yoldan kalkıp gelirse ve kapıdan içeri girip; “Buyurun!” der ise yerime, insanlara rehber olarak Pîr Muhammed’i bırakacağım. Bu hakkın onun olduğundan senin de şüphen kalmasın” dedi. Buna hanımı da râzı oldu...
Bundan sonra oğullarının her birini üçer defâ isimleriyle çağırdı. Hiçbiri uykudan uyanmadı. Daha sonra talebesi Pîr Muhammed’i iki defâ çağırdı, üçüncü çağırışında kapıdan içeri girdi. “Niçin geç geldin?” deyince; “Efendim birinci çağırışınızda çarığımı giydim. İkinci çağırışınızda yolu katettim. Üçüncü çağırışınızda huzûrunuza girdim” dedi. Bundan sonra hanımına; “Bunu kuluna Allahü teâlâ verir. Senin benim gayretimle olmaz. Bu iş nasîb meselesidir” dedi.

“Bizden sonra yerimiz senindir”
Pir Muhammed Gencevi, Şeyh Abdülgaffâr hazretlerinin hasta yatağında huzûrunda bulunup, hizmetlerini görür iken, vefâtının yaklaştığı bir sırada;
“Sizden sonra kimin hizmetine girelim?” diye sorunca, hocası;
“Bizden sonra seccâdemiz, yerimiz senindir. İnsanları irşâda, hak yolu anlatmaya sen müstehaksın. Kimseye ihtiyâcın yoktur. İnsanları Allah’ın emirlerine çevir, onlara dîn-i İslâmı anlatıp rehberlik yap. Sen o derecede kâmil biri olursun ki, ben kendi talebem için üzülmem. Fakat senin Cennet’e giren talebenin derecesinin daha yüksek olmamasına üzülürüm” dedi ve kısa bir zaman sonra ruhunu teslim etti...

Toplam Görüntülenme: 1132

Yayın tarihi: Cuma, 12 Ocak 2007