Bu sayfayı yazdır

Şems-i Tebrîzî Konya yollarında

Büyük velî Şems-i Tebrîzî hazretleri Şam’dan Konya’ya geliyordu... Yol üzerinde bulunan bir hana uğrayarak burada yatmak istedi. Fakat uğradığı bütün hanların dolu olduğunu, hiç kalacak yerlerinin olmadığını öğrenince, bir câmiye gitti. Orada yYatsı namazını cemâatle kıldı. Cemâat dağıldığında, o hâlâ duâya devâm ediyordu. Duâsını bitirdiğinde, câmide kimse kalmamıştı. Cübbesini çıkarıp başının altına koyarak uzandı. Günlerce süren yolculuğun verdiği yorgunlukla hemen kendinden geçti...

“Uzaklardan geliyorum, garibim!”
Bir müddet sonra câminin kapılarını kilitlemek üzere gelen görevli, camide birinin yattığını görünce, yanına yaklaşarak:
-Burada yatılmaz kalk! dedi. Şems-i Tebrîzî hazretleri doğrularak;
-Benim kimseye bir zararım dokunmaz. Garibim, uzak yoldan geliyorum. Hanlarda da yatacak yer yokmuş, başka kalacak bir yerim de yok. Bırak da burada sabahlıyayım, dedi. Câmiyi kilitlemek için gelen kişi;
-Beni uğraştırma, sana kalk dışarı çık dedim, yoksa yaka paça seni dışarı atmasını bilirim, diye karşılık verdi. Şems-i Tebrîzî hazretleri, bu son sözler üzerine bir tuhaf oldu. Hemen ayağa kalktı. Cübbesini toplayarak sessizce kapıdan dışarı çıktı. Câmiden çıkmasını isteyen görevli, onun arkasından bakarken, âniden boğuluyormuş gibi oldu. Bunun üzerine;

“Ne olur onu affedin!”
-İmdât boğuluyorum! diye bağırmaya başladı. Bu sesi işiten imâm efendi koşarak geldi veona;
-Ne oldu, niye bağırıyorsun? diye sordu. Kayyum durumu anlatınca, imâm efendi hemen câmiden çıkıp koşarak,
Şems-i Tebrîzî hazretlerine yetişti. Kendisine;
-Efendim, o câhildir, bir terbiyesizlik etmiş. Ne olur onu affedin! dedi.
Şems-i Tebrîzî hazretleri imâm efendiye baktı. Üzüntülü bir şekilde;
-Onun işi bizden çıktı. Benim yapabileceğim birşey yoktur. Ancak îmânla ölmesi için duâ edebilirim, buyurdu.

Toplam Görüntülenme: 1206

Yayın tarihi: Pazartesi, 15 Ocak 2007