Bu sayfayı yazdır

Büyük mutasavvıf Muînüddîn-i Çeştî

Büyük mutasavvıf Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretleri bir gün aniden Dehli’de bulunan talebesi Hâce Kutbüddîn’in Ecmîr’e gelmesini istedi. Bu haber Hâce Kutbüddîn’e ulaşır ulaşmaz hemen yola çıktı. Ecmîr’e geldi. Bir gün talebelerine; “Ey dervişler! Biliniz ki ben bir müddet sonra bu dünyâdan ayrılırım” buyurdu. Hâce Kutbüddîn hazretleri bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

“Bu emanetleri sana veriyorum”
“Hocamın huzûruna çıktım. Külâhını başıma koydu. Mübârek elleriyle sarığı sardı. Sonra, hocası Osman Hârûnî’nin âsâsını, kendi okuduğu Kur’ân-ı kerîmi, seccâdesini, nalınlarını verdi ve;
-Bunlar, bana hocam Hâce Osman Hârûnî tarafından emânet edilen ve Çeştiyye büyüklerinin elden ele devrederek bize ulaştırdıkları emânetlerdir. Şimdi bunları sana veriyorum. Bunlara lâyık olduğunu, senden önce bu emânetleri taşıyanların yaptıkları gibi güzel hizmet ederek isbât etmelisin. Eğer bunlara lâyık olmazsan, ben, bu emânetleri lâyık olmayan birine teslim ettiğim için kıyâmet günü Allahü teâlânın, Resûlullah’ın ve bu emâneti bizlere ulaştıran mübârek büyüklerimizin huzûrunda mahcûb olurum, buyurdu.
Bundan sonra, Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, bu kıymetli halîfesinin (vekîlinin) elini tutarak;
-Kendimde bulunan bütün ilim ve hâlleri sana vererek, bulunduğum mertebeye seni yükselterek vazifemi yapmış bulunuyorum ve seni Allahü teâlâya emânet ediyorum, dedi. Sonra şöyle buyurdu:

“Tasavvufun esâsları...”
-Biliniz ki, şu dört şey tasavvufun esâslarındandır: 1- Bu yolda yürümek arzusunda bulunan bir sâlik, aç ve fakir olsa da, hâlinden şikâyetçi olmamalı, dışarıdan tok ve hâli vakti yerinde görünmelidir. 2- Fakirleri maddî ve mânevî olarak doyurmalıdır. 3- Allahü teâlânın ihsân ettiği nîmetlere şükredemediği, O’na lâyık ibâdet yapamadığı ve âkıbetinin nasıl olacağını bilemediği için, dâimâ üzgün bir hâlde bulunmalı, fakat başkalarını üzmemek için dışarıdan çok neşeli, mesûd ve memnun görünmelidir. 4- Kendisine eziyet ve sıkıntı verenleri affetmeli; insanlara karşı lüzumlu olan nezâket ve sevgiyi her zaman göstermelidir...
Aradan yirmi gün geçmişti ki, Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretleri vefât etti..

Toplam Görüntülenme: 2141

Yayın tarihi: Pazar, 06 Mayıs 2007