Vehbi Tülek - Web Sitesi

Bu sayfayı yazdır

Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim

Ahmed Huveyyî hazretleri Şafiî mezhebi kelâm âlimlerindendir. 583 (m. 1187)’de Azerbeycan’ın Huvey kasabasında doğdu. 637 (m. 1240)’da Şam’da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Resûl, kendisine Allahü teâlâ tarafından vahiy yolu ile yeni bir din gönderilen Peygamberdir. Bu din ile Allahü teâlâya nasıl ibâdet edileceğini bildiren, her asırda gelen Peygamberlere Nebî denir. Peygamberliğini bildirdikten sonra, îmân etmeyenlerle cihâd etmesi emrolunan Peygamberlere “Ülül’azm” denir. [Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed Mustafâ aleyhissalâtü vesselâm Ülül’azm Peygamberlerdir.]
Muhammed aleyhisselâm bütün insanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderilmiştir. Onun dîninin gönderilmesi ile bütün dinler nesholmuş, yürürlükten kaldırılmıştır. Ona Kur’ân-ı kerîm gönderilince, diğer semâvi kitaplar neshedilmiş, hükümleri yürürlükden kaldırılmıştır. [Bu kitaplar, daha önce insanlar tarafından tahrif edilmiş, bozulmuş idi. Bugün aslı üzere Tevrat ve İncil yoktur. Olsa bile, neshedilmiş olduğundan makbul değildir.]
Onun gönderilmesi ile Peygamberlik son buldu. Ondan sonra Peygamber gelmeyecektir. Onun dîne davetinden başka, diğer davetler merduddur, kabul olunmaz. Zîrâ İslam dîni Onun gelmesi ile ve O hayatta iken kemâle erdirilmiştir. Nitekim [Mâide sûresi 3. âyetinde meâlen], (Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim) buyurulması bu hususu bildirmektedir. (Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyurulan hadîs-i şerîf de, bunu gösteren açık bir şâhittir.
O hâlde, kemal üzerine fazla söylemek noksanlıkdır. Şüphesiz ki, her kim Ona tâbi olmaktan yüz çevirirse ve Onun dîninin hükümlerini mutlaka kendine lâzım bilmeyip, ehemmiyet vermez ise, şeytânın dostu ve Rahmânın düşmânı olur. Böyle kimse zındıklardan ve mülhidlerdendir. Allahü teâlâ onları zelil eylesin! Böyle kimselerde hârikulâde şeyler görülür ise, bunlar kerâmet cinsinden değildir. Öyle kimselerde zuhûra gelen bu hâllere mekr ve istidrâc denir.
İyi bilmek îcâb eder ki, Allahü teâlânın, bir kulun bütün murâdını yerine getirmesi, her istediğini vermesi, isterse bu verilen şeyler hârikulâde olsun, o kulun Allahü teâlâ katında makbul bir kul olduğunu göstermez. Bunlar, bazı kullarına iyilik ve ihsândır. Bazılarına da istidrâcdır. Allahü teâlâ [A’râf sûresi 182. âyetinde meâlen] (... Onları derece derece aşağı indiriyoruz. Onlar bilmiyorlar) buyurdu...

Toplam Görüntülenme: 63

Yayın tarihi: Cuma, 22 Eylül 2017