Vehbi Tülek - Web Sitesi

Bu sayfayı yazdır

Dilerse azap eder dilerse affeder

Âmir bin Muhammed el-Ensârî hazretleri Endülüs’te (İspanya) yetişmiş olan fıkıh âlimlerindendir. 484 (m. 1091)’de Belensiye’de (Valencia) doğdu. 569 (m. 1174)’de vefât etti. Buyurdu ki:

Allahü teâlânın hükümleri üç çeşittir. Birincisi; Allahü teâlânın dilediği, beğendiği ve yapılmasını emrettiği hükümlerdir ki, bunlar farzlardır. Namaz, oruç, zekât gibi farz ibâdetler bu gruptandır. İkincisi; Allahü teâlânın dilediği, beğendiği, fakat yapılmasını emretmediği hükümlerdir ki, bunlar nafilelerdir. Nafile oruç ve namazlar vs. Üçüncüsü; Allahü teâlânın beğenmediği ve yapılmamasını emrettiği hükümlerdir ki, bunlar da haramlardır.
Kulun îmân nimetine kavuşması ve hidâyet üzere (doğru yolda) bulunması, Allahü teâlânın lütuf ve ihsânıdır. Yine bazı kimselerin de küfür ve dalâlet üzere bulunması ise, Allahü teâlânın adâletidir. Kulun; bütün hâllerinde Allahü teâlânın hükmüne teslim olması gerekir. Kul, Allahü teâlânın işlerinde asla O’na itirâz etmemelidir. “Bunu niçin böyle yaptı. Bunu niçin haram kıldı” diye konuşmamalıdır. Çünkü Allahü teâlâ, Enbiyâ sûresinin yirmiüçüncü âyet-i kerîmesinde meâlen; “Allah yaptığından sorumlu olmaz, kullar ise sorumlu olurlar” buyuruyor.
Herkesin muayyen bir ömrü vardır; eceli gelince ölür. Öldürülmek yanmak veya boğulmak gibi herhangi bir sebeple ölen, eceli ile ölmüştür. Nitekim Allahü teâlâ, Nahl sûresinin altmış birinci âyet-i kerîmesinde meâlen; “Eğer Allah, zulümleri (günahları) yüzünden insanları hesaba çekiverseydi, yeryüzünde kımıldıyan tek bir canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları takdîr edilen bir müddete kadar geciktirir. Müddetleri (ecelleri) de geldiği zaman, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler” buyuruyor.
Günahkâr kimse, tövbe etmeden vefât edip, îmânla giderse, kesin bir şekilde Allahü teâlâ ona azap edecektir veya onu affedecektir demek caiz değildir. O, Allahü teâlânın irâdesine kalmıştır. Dilerse fazlı ve keremi ile veya îmânının bereketi ile veya sevdiği kullarından birinin şefaati ile onu affeder. Dilerse, günâhı kadar ona azap eder, sonra onu Cennete koyar. Allahü teâlâ, Nisa sûresinin 48. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Allahü teâlâ, şirki elbette affetmez. Dilediği kimselerin şirkten yani imansızlıktan başka günahlarını affeder” buyuruyor.

Toplam Görüntülenme: 27

Yayın tarihi: Pazar, 24 Aralık 2017