Vehbi Tülek - Web Sitesi

Bu sayfayı yazdır

Hastalar, seher vaktinde rahatlar

Ebû İshâk Sa’lebî hazretleri İran’daki Nişâbûr’da yetişen tefsîr ve fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 427 (m. 1035)’de Nişâbûr’da vefât etti. “Keşf ve Beyân” adındaki büyük tefsîr kitabında, Bekâra sûresi ikiyüzseksenaltıncı “Ey Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin musîbetler gibi bize ağır yük yükleme” meâlindeki âyetin tefsîrinde diyor ki:

Eyyûb aleyhisselâma, bu uzun belâ içerisinde, sana en zor ne geldi? diye sorduklarında “Düşmanların serzenişi (başa kakması) her şeyden daha zordur” buyurdu. Bu konuda başka tefsîrlerde yazıyor:
Yûsuf aleyhisselâmı, kardeşleri kuyuya attıkları zaman, kuyunun dibinde taş vardı. Mübârek dizi o taşa geldi O kadar canı yandı ki, kardeşlerinin cefasından ve babasının ayrılığından daha zor oldu. Butün gece, onun ağrısından inledi. Seher vakti olunca, Allahü teâlâ acısını durdurdu. Cebrâil aleyhisselâm gelip; “Ey Yûsuf! Rabbin sana selâm gönderiyor ve 'Bu derin kuyunun dibinde, bu elem ve acı ile nasılsın?' diye soruyor” dedi. Bundan sonra Cebrâil aleyhisselâm “Ey Yûsuf! duâ et, ne arzu ediyorsan dile, Rabbin sana verecek” dedi. "Ey Cebrâil, benim için sen duâ et" dedi. Cebrâil aleyhisselâm onun için duâ etti ve o da âmin dedi. Sonra, "Ey Cebrâil, ben duâ edeyim, sen âmin söyle" dedi. Ellerini kaldırıp, duâ etti ve Cebrâil (aleyhisselam) âmin dedi. "Yâ Rabbî, bu seher vaktinde bana şifâ gönderdiğin gibi, dünyânın sonuna kadar, bütün hastalara, seher vaktinde şifa gönder” dedi. Allahü teâlâ, duâsını kabul buyurdu. Bunun için, bir hasta ne kadar hasta olsa da, seher vaktinde rahatlar. Bu, Yûsuf aleyhisselâmın duâsı bereketi iledir.
Allahü teâlâ, Bekâra sûresi yüzellibeşinci âyet-i kerîmesinde meâlen, “Ey müminler! (İtaatkârı, asi olandan ayırt etmek için) sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsûllerden yana eksiltmekle, and olsun imtihan edeceğiz. Ey Habîbim! Sabredenlere (lütuf ve ihsânlarımı) müjdele!” buyurmaktadır. Bu âyet-i kerîmenin tefsîrinde; Salebi, imâm-ı Şafiî’den rivâyetle buyurdu ki:
“Bu âyet-i kerîmedeki korku; Allah korkusu, açlık; Ramazân-ı şerîf orucu, mal noksanlığı; zekât ve sadaka vermek, can ise; hastalık, hayvan ve çocuğun ölmesidir. Sonra Bekâra sûresi yüzellialtıncı âyet-i kerîmesinde meâlen; 'Sabredenler, o kimselerdir ki, kendilerine bir belâ geldiği zaman teslimiyet göstererek: Biz Allahın kuluyuz ve (öldükten sonra da) yine O’na döneceğiz derler' buyuruyor."

Toplam Görüntülenme: 131

Yayın tarihi: Perşembe, 08 Mart 2018