Vehbi Tülek - Web Sitesi

Bu sayfayı yazdır

Ey imân edenler! Allahı çok zikrediniz

Ebû Ali Hüseyin hazretleri Mısır’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. 790 (m. 1388)’de Bulak kasabasında vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki: 

Allahü teâlânın sevdiği kul olabilmenin bazı şartları vardır. Bunlardan biri; oruç tutmaktır, insan oruç tutmak sûretiyle meleklere benzemiş ve nefsini kahretmiş olur. Bununla ilgili hadîs-i kudsîde; “Oruç bana âittir. Orucun ecrini ben veririm. Sevâbı nihâyetsizdir. Muhakkak, sabrederek ölenlerin ecirleri hesapsızdır” buyurulmaktadır.
Yine hadîs-i şerîfte; “Oruç, Cehenneme kalkandır” buyuruldu. Oruç tutarak gönlü huzûra kavuşturmalı ve şeytanın yolunu kapatıp, siper hâsıl etmelidir.
Yine hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Oruçlu için iki ferahlık (sevinç) vardır. Birincisi iftar ânında, ikincisi de Rabbine kavuştuğunda.” 
Oruç tutarak sıhhate kavuşulur. Bilhassa Receb, Zilka’de, Zilhicce ve Muharrem aylarında tutulan orucun faziletleri hakkında hadîs-i şerîfler pek çoktur. Başka bir şart; Allahü teâlâyı çok hatırlamak, ismini çok söylemektir. En faziletli olan zikir, “La ilahe illallah”tır. Lâ ilahe illallah diyen kimse ihlâs sahibi olur. İhlâs, bütün işlerini Allahü teâlânın rızâsı için yapmak, dünyâya âit mal ve makamlardan hevesini kesip âhireti talep etmektir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, Ahzâb sûresinin kırkbirinci âyet-i kerîmesinde meâlen “Ey imân edenler! Allahı çok zikrediniz” buyurdu. Nefsin arzu ve isteklerinden kurtulmak için devamlı zikretmelidir. Diğer bir şart; hâtıra yani kalbe gelen düşüncelerdir. İnsanın kalbine gelen düşünceler dört kısımdır. Bunlar; 'Rahmânî, melekânî, şeytanî, nefsânî’dir. Hâtır-ı rahmânî; gafletten uyanmak, kötü yoldan doğru yola kavuşmaktır. Hâtır-ı melekânî; ibâdete, tâate rağbet etmektir. Hâtır-ı şeytanî; günahı süslemektir. Hâtır-ı nefsânî de; dünyâyı talep etmek, istemektir. Eğer insan buna güç yetiremiyorsa, şöyle duâ etmelidir: “Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ’ahû ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu bihurmeti seyyidilbeşer sallallahü aleyhi ve sellem.”
Yine başka bir şart; Allahü teâlânın hükmüne rızâ göstermek, tevekkül ve tevfîz eylemek, yani dünyâdaki şeylerden bir şeyi beğenmeyip, cenâb-ı Hakk'ın ihtiyâr ve irâdesine teslim olmaktır. Havf ve recâ, korku ve ümit arasında yaşamaktır. Zîrâ Allahtan korkan kimse, günah işlemez. Ayrıca mümin, ümitsizliğe de düşmez. Allahü teâlâ, ümitsizliğe düşmemeyi emretmektedir.

Toplam Görüntülenme: 24

Yayın tarihi: Pazartesi, 04 Haziran 2018