Bu sayfayı yazdır

Resûlullahın sünnetine uymadıktan sonra

Debbağzâde Mustafa Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsının büyüklerindendir. On sekizinci yüzyılda Rize'de doğdu, İstanbul'da vefât etti. İstanbul'da, zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil edip derin âlim olduktan sonra Fâtih Câmiinde ders okuttu. Bir dersinde şunları anlattı:

Üç sınıf kimse ile sohbet etme: Gâfil olan âlimler ile ve hep dünya kazancını düşünen hâfızlar ile ve din câhili olan şeyhler ile. Şeyh olarak tanınan bir kimsenin sözleri, işleri, hareketleri, şeriate uygun olmaz ise, sakın, sakın, ona yaklaşma! Hattâ, onun bulunduğu şehirden, köyden kaç! O, gizli, sinsi bir hırsızdır. İnsanın dînini, îmanını çalar. İnsanı şeytanın tuzağına düşürür. Hârikalar, kerâmetler gösterse, dünyaya bağlı olmadığı görünse de, arslandan kaçar gibi, ondan uzaklaş! Cüneyd-i Bağdâdî, buyuruyor ki: 
(Tasavvuf ehli olduğunu söyleyenler çoktur. Bunlar içerisinde, yalnız Resûlullaha tâbi olanlar doğrudur.) Yine buyurdu ki: (Kur'ân-ı kerime ve hadis-i şeriflere tâbi olmayan kimseyi, Allah adamı sanmayınız!) Yine buyuruyor ki: (İnsanı, Allahın rızasına, sevgisine kavuşturan yol, kitaba ve sünnete bağlı olanların gittikleri yoldur.)
Sözleri, işleri ve ahlâkı, Resûlullaha uygun olmayan kimseyi velî, Allah adamı zannetmeyiniz! Ebû Ömer Sülemî diyor ki: 
(Şeriate uymayan her söz, her hâl, zararlıdır. Tasavvuf, şeriate uymaya çalışmaktır. Doğru ile yalancıyı ayıran tek nişan, Resûlullaha uymaktır. Ona uygun olmayan zühd, tevekkül, tatlı sözlerin hiç kıymeti yoktur. Şeriate uygun olmayan zikirlerin, fikirlerin, zevklerin ve kerâmetlerin hiç faydası olmaz.)
Kerâmet, açlık çekenlerde, nefse uymayanlarda da hâsıl olur. Bunların velî olduklarını göstermez. Abdullah ibni Mübârek hazretleri; "Şeriatin edeblerine uymayan kimse, Resûlullahın sünnetine uymaktan mahrum kalır. Sünnete uymakta gevşek davranan, farzlara uymaktan mahrum kalır. Farzlarda, haramlarda gevşek olan, velî olamaz). Bunun için, hadis-i şerifte, (Haramlara devam, küfre sebep olur) buyuruldu. Ebû Saîd-i Ebül-hayr hazretlerine, 'Falanca, su üstünde yürüyor' dediler. 'Bu, kıymetli bir şey değildir. Çöp de, saman da, su üstünde gidiyor' dedi. 'Falanca, havada uçuyor' dediklerinde, 'karga, sinek de uçuyor' dedi. 'Falanca, bir anda, şehirleri dolaşıyor' dediklerinde, 'şeytan da gidiyor. Bunlar, kıymetli olmayı göstermez. Mert olan, herkes gibi alışveriş yapar. Evlenir. Çocukları olur. Fakat, bir ân Allahını unutmaz' buyurdu."

Toplam Görüntülenme: 27

Yayın tarihi: Çarşamba, 26 Eylül 2018