Bu sayfayı yazdır

Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz

Kâsım bin Sellâm hazretleri fıkıh, tefsîr ve hadîs âlimidir. 154 (m. 770)’de Afganistan’da Herat’ta doğdu. İlim tahsilinden sonra o devirde büyük bir İslam beldesi olan Tarsus’a giderek kadılık yaptı. 224 (m. 839)’da Medine’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız. Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz, öğretmez iseniz mesul olacaksınız.”
Elinde iki altın bilezik ile Yemenli bir kadın, kızı ile birlikte Resûlullaha geldi. Resûlullah buyurdu ki: “Bunların zekâtını veriyor musun?” Kadın “Hayır” cevâbını verince Resûlullah “İster misin ki, bu iki bilezikten dolayı Allahü teâlâ seni, ateşten iki bilezikle cezalandırsın.”
“Fakîre sadaka vermek, sadaka hakkını ödemektir. Onu akrabaya vermek ise, sadaka hakkı ile sıla-i rahm hakkı olmak üzere iki hakkı ödemektir.”
Kâsım bin Sellâm buyurdu ki: “Zekât vaktinden evvel verilebilir. Verilince sahibini mesuliyetten kurtarır. Halbuki namaz, ancak vakit girdikten sonra eda edilebilir.”
“Ramazan ayında unutarak yemek yiyen kimse orucu kaza etmez. Namazı unutan kimse, hatırladığı zaman namazı kaza eder.”
“Namaz, Allahü teâlâya âit bir hak olarak, kullar ile Allah arasında olan bir farzdır. Zekât ise, Allahü teâlânın, fakirlerin bir hakkı olarak, zenginlerin mallarında farz kıldığı bir vecibedir.”
“Sadaka-ı fıtır husûsunda kişi serbesttir, isterse buğday, hurma, arpa ve kuru üzüm verebilir.”
“Kişinin nafakasından sorumlu olduğu kimseler; aile ve çocuklarıdır, ihtiyâç içinde olurlarsa, anne ve baba da bunlara dâhildir.”
“Sünnete yapışan, ateşi avuçlayan gibidir. Sünnete yapışmak, zamanımızda Allah yolunda kılıç sallamaktan daha efdaldir.”
“İnsanlarla görüştüm. Kelâm ehli ile konuştum. Râfizîlerden daha ahmak, daha kötü ve câhil kimse görmedim.”
“Hiçbir âlim yoktur ki, bana kapısını açması için çalmış olayım. Ancak kapısını açıncaya kadar sabrettim. Allahü teâlânın şu âyetinin tevîline istinaden bunu böyle yaptım: “Eğer onlar sen kendilerine çıkıncaya kadar sabretselerdi, muhakkak ki, haklarında hayırlı olurdu. Bununla beraber Allah gafûrdur, merhameti boldur. Rahimdir, merhameti geniştir.” (Hucurât-5) [Bu âyet-i kerîme, bedeviler, Peygamber efendimizin kapısını çalıp gürültü edip, Resûlullahı rahatsız etmeleri üzerine nâzil olmuştur.]

Toplam Görüntülenme: 33

Yayın tarihi: Pazar, 03 Mart 2019