Bu sayfayı yazdır

Farzlara önem vermeyen imanını kaybedebilir

Hanefî Mehmed Efendi 49. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. Nahcivan'da doğdu. Bir süre burada tahsil gördükten sonra İstanbul'a gitti. Medrese tahsilinden sonra müderrislik, kadılık, Ru­meli ve sonra Anadolu kadıaskerliği, nihayet Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1069'da (m. 1658) vefat etti. Şöyle buyurdu:

Allahü teâlânın emrettiği işlere (Farz) denir. Yasak ettiklerine (Haram) denir. Farz veya haram olmayan, serbest bırakılmış olanlara (Mubâh) denir. Farzları yapmaya, haramlardan sakınmaya ve mubâhları Allah rızası için yapmaya (İbâdet etmek) denir. Bir ibâdetin sahih ve makbul olması için, yâni doğru olması ve Allahü teâlânın beğenmesi için, (İlim) yâni doğru yapmanın şartlarını öğrenmek ve (Amel) yâni şartlarına uygun yapmak ve (İhlâs) ile yapmak lâzımdır.
İhlâs, para, mevki, şöhret gibi dünya menfaatlarını düşünmeyip, Allahü teâlâ emrettiği için, Onun rızasını, sevgisini kazanmak için yapmaktır. İlim, fıkıh kitaplarını, bir üstâd ile birlikte okuyarak, ihlâs da, bir velînin sözlerinden ve hâl ve hareketlerinden ve tasavvuf kitaplarını okuması ile elde edilir.
Farzlara ve haramlara inanıp da, tembellikle veya kötü arkadaşlara uyarak, ibâdet etmeyen bir Müslüman, tevbe etmeden ölürse, günahı bitinceye kadar, Cehennemde yanar. Farzları öğrenmeyen, bilse de, kıymet, önem vermeyen, üzülmeden, Allahtan korkmadan terk eden, Müslümanlıktan çıkar, kâfir olur. Cehennemde, ebedî, sonsuz yanar. Haramları yapmak da böyledir.
Bir ibâdetin ilmini öğrenmeyenin, şartlarını bilmeyenin, yaptığı ibâdet, ihlâs ile yapılmış olsa da, sahih olmaz. Hiç yapmamış gibi, Cehennemde yanar. Şartlarını bilerek ve gözeterek yapanın, ibâdeti sahih olur. Cehennem azâbından kurtulur. Fakat, ihlâs ile yapmadı ise, bu ibâdeti ve hiçbir iyiliği kabul olmaz. Sevap kazanmaz. Allahü teâlâ, bu ibâdetini ve hayrât ve hasenâtını beğenmeyeceğini bildiriyor. İlm ve ihlâs ile yapılmayan ibâdetin faydası olmaz. İnsanı küfürden, günahtan, azaptan kurtarmaz. Ömür boyunca, böyle ibâdet yapıp da, küfür üzere vefât eden münâfıklar çok görülmüştür.
İlm ile, ihlâs ile yapılan ibâdet, insanı, dünyada küfürden, günahtan kurtarır ve azîz eder. Âhirette de, Cehennem azâbından kurtaracağını, Allahü teâlâ, Mâide sûresinin dokuzuncu âyetinde ve Vel'asr sûresinde vadetmektedir. Allahü teâlâ, vaadinde sâdıktır. Verdiği sözü elbette yapar.

Toplam Görüntülenme: 30

Yayın tarihi: Perşembe, 01 Ekim 2020