Ahmed bin Hanbel

Ahmed bin Hanbel, aslen Basralıdır. Babasının ismi Muhammed bin Hanbel’dir. Dedesi Hanbel bin Helâl, Basra’dan Horasan’a gelip yerleşmiş ve Emevî Devletinde Serahs vâliliği yapmıştır. Babası asker (subay) idi. Ahmed bin Hanbel’in âilesi, annesi ona hâmile iken, Merv’den Bağdat’a göçmüş ve o Bağdât’ta doğmuştur.
İlk önce İmam-ı a’zam hazretlerinin talebesi olan İmam-ı Ebu Yusuf’tan fıkıh ve hadis ilminde ders alan bu mübarek zat, bundan sonra da üç sene Huşeym’in derslerine devam etmiş, ondan hadis-i şerif dinlemiştir. Bundan başka Bağdad’da bulunan meşhur âlimlerden de ders aldı.

Her fâni gibi o da...
İslamiyette, Ehl-i sünnet i’tikadı üzere olan, amelde dört hak mezhepten biri de, Hanbelî mezhebidir. Ahmed bin Hanbel hazretleri bu mezhebin imamıdır. O, ictihadlarıyla Müslümanların Allahü teâlânın rızasına kavuşmaları için, amellerinde uyacakları bir yol göstermiştir. Onun gösterdiği bu yola “Hanbeli Mezhebi” ve Ehl-i sünnet i’tikadında olan Müslümanlardan, amellerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara “Hanbelî” denir...
Her fâni gibi onun da vefât ânı gelmişti... O anda eliyle işâret edip; “Hayır olmaz!” dedi. Oğlu;
-Babacığım bu ne hâldir? diye sorunca;
-Şu an tehlike zamânıdır, duâ ediniz. Şeytan felâket toprağını başıma saçmak istiyor. “Ey Ahmed! Benim elimde can ver” diyor. Ben de; “Hayır olmaz! Hayır olmaz!” diyorum. Bir nefes kalıncaya kadar tehlike vardır. Şeytanın aldatmasından emîn olmak yoktur, buyurdu.

“Nereye gidiyorsun?”
855 (H.241) senesi cumâ günü vefât etti. Vefât haberi, bütün Bağdat halkını ağlattı. Cenâze namazını kılmak üzere çevreden gelenlerle birlikte, binlerce insan toplanmıştı. Bağdatlılar evlerinin kapısını açıp; “Cenâze namazı için abdest almak isteyen gelsin” diye bağırdılar. Cenâze namazı kılınınca, kuşlar üzerinde uçuşup, kendilerini tabuta vurdular. O gün yüz bine yakın kişi toplanmıştı. Yahûdî ve Hristiyanlardan pekçok kimse, bu hâdiseyi görerek Müslüman oldu...
Vefâtından sonra Muhammed ibni Huşeyme hazret-i İmâm’ı rüyâsında gördü.
-Nereye gidiyorsun? dedi. “Cennet’e” dedi.
-Allahü teâlâ sana ne muâmele etti? diye sorunca, cevâbında; “Allahü teâlâ beni mağfiret etti. Başıma taç giydirdi ve; ‘Ey Ahmed! Kur’ân-ı kerîme mahlûk demediğin için, bu nîmetleri sana verdim’ buyurdu” dedi.

Toplam Görüntülenme: 1738

Yayın tarihi: Çarşamba, 22 Mart 2006

Bunları okudunuz mu?