Ali Müzeyyen'i kurtaran yılan!..

Ali Müzeyyen, meşhûr velîlerdendir. Bağdât’ta doğdu. Sonra Mekke-i mükerremeye yerleşti ve 939 (H.328)’de orada vefât etti. Zamanında yaşayan evliyânın büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî, Sehl bin Abdullah ve diğer tasavvuf ehli büyük âlimlerle görüşüp sohbet etti. Tasavvufta yüksek haller sâhibi idi. Bu mübarek zat, bizzat kendi başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatmıştır:

ANİDEN KUYUYA DÜŞTÜ!..
“Tebük Çölünde idim. Su almak için bir kuyuya gittim. Kuyunun başında iken ayağım kayıp içine düştüm. Kuyunun içinde geniş bir yer gördüm. Orada bir yeri düzeltip oturdum. Kendi kendime şöyle düşündüm: ‘Eğer Allah indinde makbûl bir kul isem, bende bir şey varsa, burada, ölüp kalmam. Suyun bozulup, insanlar için faydasız hâle gelmesine sebeb olmam...’ Bu düşüncelerden sonra heyecânım gitti, sâkinleştim, kalbim rahatladı. Tefekkür ederek otururken birdenbire bir hışırtı işittim. Merak edip etrafıma bakınırken kocaman bir yılanın yukarıdan aşağıya doğru indiğini gördüm. Hâlime bakıp, kendimi kontrol ettim sâkindim, telâşım yoktu. Yılan kuyuya indi ve etrâfımda dolaştıktan sonra kuyruğunu sıkıca vücûduma sardı. Sonra beni çekerek kuyudan çıkardı ve birdenbire gözden kayboldu. Nereye gittiğini göremedim. Sanki yer yarıldı yere girdi veya gökyüzüne uçup gitti!”
Câfer Huldî şöyle anlatmıştır:
“Ali Müzeyyen’i dâvet ettim. Sohbet sırasında bana faydalanacağım bir şey söyle dedim. Buyurdu ki: Bir şeyin kaybolduğu zaman yâhut da bir kimseyle buluşmak istediğin zaman şu duâyı oku: (Yâ câmiannâsî liyevmin lâ raybe fîhi. İnnellahe lâ yuhlif-ül-mîâd. İcmâ’ beynî ve beyne .....) Duânın sonuna istediğin şeyin adını ilâve et. Allahü teâlâ aradığın şeyi veya insanı bulmanı nasîb eder. Ben bu duâyı okuyup ne istedimse duâm kabûl olundu.”

“BULURSA CAN AZIĞI...”
Kendisi şöyle anlatmıştır:
“Mekke’de idim. İçime bir yolculuğa çıkmak arzusu düştü. Yola çıktım. Birr-i Meymun denilen yere vardığımda, ölmek üzere olan birini gördüm. Yaklaşıp; “Lâ ilâhe illallah de!” dedim. Gözünü açıp şu beyti okudu:
“Bulursa cân azığı gönlüm muhabbet gibi doludur/Âşıkların ölümü muhabbet borcunun üzerine olur...”
Sonra vefât etti. Lâzım olan hazırlıkları yapıp namazını kıldırıp defnettim. Bu hâdiseden sonra içimden yolculuk arzusu çıktı; Mekke’ye geri döndüm.”

Toplam Görüntülenme: 1529

Yayın tarihi: Cumartesi, 19 Temmuz 2008

Bunları okudunuz mu?