Allahü teâlâ rızık vericidir

Türüt Dede, Selçuklular devrinde Konya'da yetişen evliyadandır. Aslen Horasan taraflarındandır. İsmi Ali'dir. Küçük çocuk iken Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'yi sırtına alıp deve taklidi yaparak eğlendirdiğinden Cemel (Deve) lakabı verilmiştir. 1274 (H.673) senesinde Konya'da vefat etti. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin babası Sultânü'l-Ulemâ ile birlikte Konya'ya gelen Ali Dede, Sultânü'l-Ulemâ’nın sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. Buyurdu ki:

Şöyle rivayet edilir: İsa aleyhisselam, havarileri ile birlikte bir yere gidiyordu. Yolda bir köpek leşi gördüler. Çok da fena kokmaktaydı. Havarilerin çoğu, köpek leşinin çok pis koktuğunu söylediler. Bunun üzerine İsa aleyhisselam; "Ne kadar beyaz dişleri varmış." buyurdu. Yani daima iyi tarafları görüp, onlardan bahsetmeli, kötü ve ayıp tarafları görmezlikten gelmelidir. Ancak, dinen bildirilmesi icap eden ayıpların bildirilip, Müslümanların aynı duruma düşmelerini önlemek için olursa, mahzuru yoktur."
Allahü teâlâ kullarına pek çok rızık vericidir. Rızık, mahlukların faydalandığı şeydir. Rızıklar zahiri ve manevi olur. Zahiri rızıklar; yiyecekler, içecekler ve giyecekler vb.dir. Manevi rızıklar sayısızdır. Allahü teâlâ bunları kullarına ihsan eder. Kullar bunlardan faydalanırlar. Bütün faydalı rızıklar arasında iki rızık vardır ki, herkes ondan faydalanır. Merhum Şeyh Sâdî, bunu Gülistan'ın başında şöyle bildirmektedir: "İnsanın içine çektiği her nefes hayatın devamına, dışarı verilen nefes ise, vücudun ferahlamasına ve rahatlamasına vesiledir. Her nefeste iki nimet vardır. Her nimetin şükrü ise vaciptir.
Allahü teâlâ kulları arasına, âlimler, padişahlar, mürşitler, rehberler, sadaka verenler, insanlara faydalı kimseler koymuştur. Bunların hepsi rızıktır. İlme muhtaç olanlara âlimler yeter. İrşada doğru yolu öğrenmeye muhtaç olanlara mürşid-i kâmiller yol gösterir. Yiyecek ve içeceği olmayanların ihtiyacını sadaka verenler giderir. Adalete muhtaç olan mazlumlara âdil sultanlar fayda verir. Diğer dilek sahiplerine de muhakkak bir yardım eden vardır.
Hikâye: Peygamberlerden birisine bir cemaat gelip; "Allahü teâlânın, kullarından razı olmasının alameti nedir?" diye sordular. Allahü teâlâ o peygamberine şöyle bildirdi: "Onların işlerini, onların iyilerine seçilmişlerine bırakırım. Yani sultanlarını iyilerden eylerim. Gazabımın alameti odur ki, onların işlerini onların kötülerine bırakırım. Yani adaletten ayrılan kimseleri onların başlarında bulundururum."

Toplam Görüntülenme: 57

Yayın tarihi: Cuma, 30 Aralık 2022

Bunları okudunuz mu?