Allahü teâlâdan âfiyet dilemelidir

Ebû Abdurrahmân Hadramî hazretleri tabiinden olup hadis ve fıkıh âlimidir. Humus ve Şam'da yaşamıştır. Peygamber efendimiz hayatta iken henüz Müslüman olmamıştı. Hazret-i Ebû Bekir'in “radıyallahü anh” halifeliği sırasında Müslüman olmakla şereflendi. Eshâb-ı kirâmdan birçoğundan hadis-i şerif dinleyip, rivayet etmiştir. 699 (H. 80) senesinde vefat etti.

Buyurdu ki: Hazret-i Ebû Bekir, bir gün Medine-i münevverede, Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” minberi yanında durdu. Sonra “Efendimiz burada durdu ve şöyle buyurdu” dedi: "Ey insanlar! Allahü teâlâdan âfiyet dileyiniz. Çünkü Allahü teâlâ yakinden sonra âfiyetin benzeri olan bir nimeti hiç kimseye vermemiştir."

(Âfiyet: Kalbin günah lekesine bulaşmadığı, günahlardan salim olduğu zamandır. Evliyadan birisi; "Ya Rabbi! Âfiyette olduğum bir gün ihsan eyle!" diye yalvarıyordu. Dediler ki: "Siz âfiyette değil misiniz?" Buyurdu ki: "Âfiyette olduğum gün; Allahü teâlâya hiçbir günah işlemediğim gündür.")

Hadramî hazretleri, Muâz bin Cebel'den “radıyallahü anh” rivayetle Resûlullah efendimiz şöyle buyurdu: "Bir kimseyi severseniz onunla münakaşa etmeyiniz, birbirinize kızmayınız ve zulmetmeyiniz ve ondan bir şey istemeyiniz. Belki onun bir düşmanına rastlarsınız da, o; sana onda olmayan bir şey söyler ve seninle o dostunun arası açılabilir."

Yine Ubâde bin Sâmit'ten “radıyallahü anh” rivâyetle, Resûlullah efendimiz şöyle buyurdu: "Bir Müslüman, günah ile dua etmediği, sılâ-i rahmi (akrabayı ziyareti) terk etmediği müddetçe, Allahü teâlâ onun her duasını kabul eder ve o kadar günahtan da muhafaza eder."

Ebî Zerr-i Gıfârî'den “radıyallahü anh” rivayetle Resûlullah efendimiz buyurdu ki: "Allahü teâlâ buyurdu: Ey Âdemoğlu günün başında dört rekât (sabah namazı) ile bana rükû ediniz, geri kalanına (diğer dört vakit namazı) ben sizlere kâfiyim (sizlere kolaylaştırırım. Kılmayı nasip ederim.)"

Hadîs-i kudsîsini rivayet etti. Şöyle rivayet etmiştir: Kıbrıs adası fethedildiği zaman Ebüdderdâ'yı “radıyallahü anh” gördüm bir yere oturmuş ağlıyordu. "Allahü teâlânın Müslümanları zafere ulaştırdığı, güçlü kıldığı bir günde ağlamanın sebebi nedir?" dedim. Bana "İnsanlar, Allahü teâlânın emirlerini terk ettiklerinde, Allah nazarında hiç kıymetleri kalmaz. Esirleri göstererek; bir millet güçlü ve hükümran iken, Allahü teâlânın emirlerini bırakırsa, işte şu gördüğün duruma düşer." dedi.

Toplam Görüntülenme: 160

Yayın tarihi: Perşembe, 29 Aralık 2022

Bunları okudunuz mu?