Allahü teâlâya yakınlığı namazda aramalıdır

Sirâcüddîn İbnü'ş-Şât hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 643 (m. 1246)’da Fas’ta Sebte'de (Ceuta) doğdu. Burada devrinin büyük âlimlerinden fıkıh ilmi tahsil etti ve çok talebe yetiştirdi. 723 (m. 1323)’de Sebte'de vefat etti. Buyurdu ki:

Namaz İslâmın beş rüknünden biri olup, dînin direğidir. İslâmın bu beş temelini, bir kimse hakkı ile kusursuz yaparsa, Cehennemden kurtulması kuvvetle umulur. Çünkü bunlar, aslında sâlihler olup, insanı günahlardan ve çirkin şeyleri yapmaktan korur. Nitekim Allahü teâlâ, Ankebût sûresi kırkbeşinci (45) âyetinde “Kusursuz kılınan bir namaz, insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur” buyurmaktadır.

Bir insana, İslâmın beş şartını yerine getirmek nasip olursa nimetlerin şükrünü yapmış olur. Şükrü yapınca, Cehennem azâbından kurtulmuş olur. Çünkü Allahü teâlâ, Nisa sûresi, yüzkırkaltıncı (146) âyetinde, “Îmân eder ve şükrederseniz, azap yapmam” buyuruyor. O hâlde, İslâmın beş şartını yerine getirmeye, can ve gönülden çalışmalıdır... Bedenle yapılacakların en mühimi namazdır ki, dînin direğidir. Namaza dururken, “Allahü ekber” demek; Allahü teâlânın, hiçbir mahlûkunun ibadetine muhtaç olmadığını, her bakımdan hiçbir şeye ihtiyâcı olmadığını, insanların namazlarının ona faydası olmayacağını bildirmektedir. Namaz içindeki tekbirler ise, Allahü teâlâya karşı yakışır bir ibadet yapmaya liyakat ve gücümüz olmadığını gösterir. Namaz, müminin mirâcı olduğu için, namazın sonunda, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mi’râc gecesinde söylemekle şereflendiği kelimeleri Ettehiyyatü’yü okumak emrolundu. O hâlde namaz kılan bir kimse, namazı kendine mirâc yapmalı, Allahü teâlâya yakınlığının nihâyetini namazda aramalıdır.

Peygamber efendimiz buyurdu ki: “İnsanın, Rabbine en yakın olduğu zaman, namaz kıldığı zamandır.” Namaz kılan bir kimse, Rabbi ile konuşmakta, O’na yalvarmakta ve O’nun büyüklüğünü ve O’ndan başka her şeyin hiç olduğunu görmektedir. Bunun için, namazda korku, dehşet, ürkmek hasıl olacağından teselli ve rahat bulması için, namazın sonunda, iki defa selâm vermesi emir buyuruldu.

Namaz, şartlarına, edeplerine uygun olarak kalınır ve yapılan kusurlar da böylece örtülüp, namazı nasip ettiğine de şükredip ve ibadete, O’ndan başka hiç kimsenin hakkı olmadığı, kalbinden, temiz ve halis olarak kelime-i tevhîd ile bildirilince, bu namaz kabûl olunabilir. Bu kimse namaz kılanlardan ve kurtulanlardan olur.

Toplam Görüntülenme: 34

Yayın tarihi: Salı, 10 Ocak 2023

Bunları okudunuz mu?