Dalâletten ve isyândan uzak olanlara ne mutlu

Ahmed bin Muhammed Sa'dân hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Bağdât’ta doğdu. Gençliğinde ilim tahsili için İran’ın Rey şehrine gitti ve büyük âlim oldu. Cüneyd-i Bağdâdî ve Ahmed Nûrî'nin rahmetullahi aleyhim sohbetlerinde yetişti. Şâfiî mezhebinde idi. Amel ve ibâdetle ilgili çok güzel sözleri vardır. Uzun müddet Tarsus'ta oturdu, konuşma ve hâlindeki kemâl ve olgunluk sebebiyle Bizans İmparatoruna elçi gönderildi. 
Allahü teâlânın rızâsına ve sevgisine kavuşmak için; haramlardan, günahlardan ve bid'atlardan mutlaka sakınmak lâzım olduğunu beyân ederdi. Buyurdu ki:

"Kim, Allahü teâlâya kavuşmak isterse, bid'atten, dalâletten, isyândan ve gafletten uzak dursun."
Herkesi münâkaşadan meneder, ancak nasîhat için bir başkasına söz söylemeye izin verirdi. Yine buyurdu ki:
"Bir kimse, Allahü teâlâdan gâfil olduğu hâlde, münâzara etmek için oturursa, onun için üç ayıp vukû bulur. Birincisi; münâzara ettiği kimseye cidâl ve bağırıp çağırmaktır ki, o kişi bundan menedilmiştir. İkincisi; halka karşı kendini üstün görmek sevgisi ki, o kişi bundan menedilmiştir. Üçüncüsü; münâzara ettiği kimseye gadap, öfke ve kindir ki, o kimse bundan menedilmiştir. Allahü teâlâ bunları haram kılmıştır."
"Ruhlar, nurdan yaratıldı ve karanlık heykellere, yâni bedenlerde yerleştirildi. Ruh kuvvetli olursa, akıl ile hemcins olur ve ona Allahü teâlânın nurları yağmaya başlar. Nefsin zulmeti gider. Böylece nefis, akıl ve rûhun nurlarıyla rûhânî bir varlık olur ve nefis, rûh ile berâber aklın emrine, yoluna girer. Ruhlar ise gelmiş oldukları gayb hazînelerine dönerler ve kaderin akışını öğrenirler. Ruh, kaderden cereyân eden şeylere muttalî olup, öğrenince, kazâ ve kaderden gelen her şeye râzı olur. İşte bu, rûhun hâllerinin latîfelerinden birisidir."
"Allahü teâlâdan ümit ettiği şeyler üzerine sabreden, O'nun fadl ve ihsânından ümit kesmez. Kim bir şeyi kulağı ile dinlerse, o dinlediğini başkalarına anlatır. Kim kalbi ile dinlerse, onu anlar ve kabûl eder. Kim işitip, öğrendiği ile amel ederse, hidâyet bulur ve başkalarının hidâyete kavuşmasına sebep olur."
"Nefsten gelen arzu ve maksatları bırakmak, Allahü teâlâya kavuşmaya sebeptir."
"Şükür; Allahü teâlâdan nîmetler ve ihsânlar geldiği zaman şükrettiğin gibi, dert ve belâ hâlinde de öylece şükretmektir."

Toplam Görüntülenme: 155

Yayın tarihi: Cumartesi, 18 Mart 2023

Bunları okudunuz mu?