Ebu Hanife zamanının en yükseğidir

Alâüddîn Muhammed Semerkandî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Fahrülislâm Pezdevî’nin oğlu Hasan Pezdevî ve Necmeddin Nesefî’den ilim tahsil etti ve çok talebe yetiştirdi. 539 (m. 1144)’de Buhara’da vefat etti. “Tuhfetü’l-fukahâ” isimli eserinde büyük fıkıh âlimlerini anlatmaktadır. Bu kitabında şöyle anlatır:

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerinin geleceği Resûlullah efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından müjdelenmiştir. Bir hadis-i şerifte; “İman, Süreyya yıldızına çıksa, Faris oğullarından biri elbette alıp getirir” buyuruldu. İslam âlimleri, bu hadis-i şerifin İmam-ı Azam hakkında olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “İnsanların en hayırlısı, benim asrımda bulunan Müslümanlardır (yani Eshab-ı kiramdır). Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenlerdir (yani Tabiindir). Onlardan sonra da onlardan sonra gelenlerdir (yani Tebe-i tabiindir)” “Âdem (aleyhisselam) benimle övündüğü gibi ben de ümmetimden bir kimse ile övünürüm. İsmi Numan, künyesi Ebu Hanife’dir. O, ümmetimin ışığıdır.” “Peygamberler benimle övündükleri gibi ben de Ebu Hanife ile övünüyorum. Onu seven beni sevmiş olur. Onu sevmeyen beni sevmemiş olur.” “Ümmetimden biri, İslamiyeti canlandırır. Bid’atleri öldürür. Adı Numan bin Sabit’tir.” “Her asırda ümmetimden yükselenler olacaktır. Ebu Hanife zamanının en yükseğidir.” Hazret-i Ali de; “Size bu Kûfe şehrinde bulunan, Ebu Hanife adında birini haber vereyim. Onun kalbi ilim ve hikmet ile dolu olacaktır. Ahir zamanda, birçok kimse, onun kıymetini bilmeyerek helak olacaktır” buyurdu... İmam-ı Azam’ın zamanında ve sonraki asırlarda yaşayan İslam âlimleri hep onu methetmişler, büyüklüğünü bildirmişlerdir. Abdullah ibni Mübarek anlatır: İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Malik’in yanına geldiğinde imam-ı Malik ayağa kalkıp ona hürmet gösterdi. O gittikten sonra yanındakilere 'Bu zatı tanıyor musunuz? Bu zat, Ebu Hanife Numan bin Sabit’tir. Eğer şu ağaç direk altındır dese, ispat eder' dedi." Veki der ki: “Allahü teâlâya yemin ederim ki, Hazret-i İmam çok emin idi. Yine Allahü teâlâya yemin ederim ki Allahü teâlâ onun kalbine azamet ve celaleti ile tecelli eylemişti, Allahü teâlânın rızasını her şeye tercih ederdi.” Ebu Ahvas der ki: “Eğer kendisine üç güne kadar öleceği bildirilse, yapmakta olduğu amelden, ibadetten daha fazlasını yapması imkânsızdı, çünkü her zaman yapılabilecek ibadetin çoğunu yapardı.”

Toplam Görüntülenme: 19

Yayın tarihi: Çarşamba, 15 Eylül 2021

Bunları okudunuz mu?