Ey oğlum! Sen ne güzel vâizsin

Fudayl bin İyâd hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 726 (H.107) senesi Horasan'ın Ebîverd kasabasında doğdu. Kûfe'de İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin derslerine katıldı. Ondan ilim ve edeb öğrendi. Hikmetli söz ve nasihatleriyle çok talebe yetiştirdi. Abdullah ibni Mübârek, İmâm-ı Şâfiî, Sırrî-yi Sekatî talebelerinin önde gelenlerindendir.803 (H.187) senesi Mekke-i mükerremede vefât etti.

Bir gün Fudayl hazretleri; "İnsanlar, doğruluk ve helâl rızıktan daha fazîletli bir şey ile süslenmemiştir" buyurdu. Bunun üzerine oğlu; "Babacığım, helâl kıymetlidir" deyince; "Ey oğlum! Helâlin azı da Allahü teâlânın katında çoktur" buyurdu.

Bir gün küçük oğlu Ali’yi kucağına aldı, okşayıp bağrına bastı. Çocuk; "Babacığım beni seviyor musun?" dedi. Fudayl hazretleri; "Evet" dedi. Çocuk; "Peki Allahü teâlayı seviyor musun?" dedi. Hazret-i Fudayl; Tâbiî seviyorum" dedi. Çocuk; "Peki kaç tane kalbin var?" dedi. Fudayl; "Bir tane" deyince, çocuk; "Ey babacığım! Bir kalbe iki sevgiyi nasıl sığdırabiliyorsun?" dedi. Hazret-i Fudayl, küçük çocuğunun bu derin mânâlı sözleri, kendi kendine söylemediğini, Allahü teâlânın söylettiğini anlayarak yavrusunu kucağından bırakarak eliyle başını dövmeye başladı ve bundan sonra her an Allahü teâlâ ile meşgûl olacağına söz verdi. Oğluna da; "Ey oğlum! Sen ne güzel vâizsin" deyip bağrına bastı ve; "Seni hakîki sevgilinin izni ve emri ile seviyordum" buyurdu.
Fudayl bin İyâd hazretlerinin oğlu Ali, Kur'ân-ı kerîmden biraz okuyunca veya dinleyince âyet-i kerîmelerin tesiri ile düşüp bayılırdı. Bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerine bir kârî (Kur'ân-ı kerîm okuyan) geldi. Onu oğlunun yanına gönderdi ve; "Oğluma Kur'ân-ı kerîm oku. Dinlemekten çok hoşlanır. Zilzâl ve El-Kâriâ sûrelerini okuma, çünkü kıyâmet sözünü dinlemeye tahammül edemez, takat getiremez" buyurdu. O kârî gitti. Unutarak, El-Kâriâ sûresini okudu. Dördüncü âyet-i kerîmeye gelince, Fudayl'ın oğlu Ali; "Allah!.." deyip düştü. Baktılar ki rûhunu teslim etmişti...

Fudayl bin İyâd, oğlu vefât edince tebessüm etti. Hâlbuki otuz yıldır hiç gülmemişti. "Ey Fudayl! Bugün gülünecek gün müdür?" diye sordular. Bunlara cevap olarak; "Ben şu anda, Peygamber efendimizin de tatmış olduğu evlâdın ölümü acısını tatmış bulunuyorum. Anladım ki, Allahü teâlâ evlâdımın ölümüne râzıdır. Mâdemki oğlumun ölümünde Allahü teâlanın rızâsı vardır. Ben de Allahü teâlânın rızâsına râzı oldum. Onun için güldüm" buyurdu.

Toplam Görüntülenme: 98

Yayın tarihi: Cuma, 23 Haziran 2023

Bunları okudunuz mu?