Gariplerin sığınağı Nasûh Çelebi Belgrâdî

Aklî ve naklî ilimleri tahsîl etmek için İstanbul’a gelen Nasûh Çelebi, zamânının meşhûr âlimlerinden istifâde etti. Bu arada tanıştığı, Nakşibendiyye yolunun mensublarından İskender Efendinin sohbetlerine devâm etti. O mübârek zâtın ilim ve feyzinden istifâde etti. Yıllarca hizmetinde bulunup, kalbini tasfiye ve nefsini tezkiye eyledi. Ahlâkı güzelleşti. Yüksek makamlara kavuşup kemâle geldi. Serhat boylarında, insanlara doğru yolu göstermek, Allahü teâlânın rızâsı için cihâd eden İslâm ordusuna yardım etmek vazifesi ile Belgrat’a gönderildi...

Mütevazı ve cömert zat
Nasûh Çelebi, büyük küçük ayırmaz; fakir, zengin herkese iyi muâmelede bulunurdu. Tevâzu ve cömertliği çok fazlaydı. Düşkünler, fakirler ve garipler onu çok severlerdi...
Hiç kimsesi olmayan Bâbâ Câfer isminde meczûb biri vardı. Nasûh Çelebi, onunla bizzat ilgilenirdi. Bir ara Câfer Baba hastalandı. Hastalığı artınca, Nasûh Çelebi onu yıkadı, üstünü başını temizledi. Temiz gömlek giydirip yatağına yatırdı. Vefât edince de, lâzım olan hizmetlerini bizzat görüp, yıkayıp kefenleyerek defneyledi...
Nasûh Çelebi, vefâtından önce, kendisi ile berâber Belgrat’tan iki sâlih kimsenin daha vefât edeceğini haber verdi. Dediği gibi oldu ve aynı anda üçü de vefât etti. (Diğer iki zât, Hatîb Ahmed Çelebi ile Mahmûd Efendi adlı ümmî bir zât idi.)

“Şu güller, sümbüller”
Belgrat eşrâfından Ağazâde Mehmed Çelebi anlatır: Merhûm Nasûh Çelebi hastalanınca, ziyâretinde bulunup sünneti yerine getirmek için evlerine gittim. Huzûruna girdiğimde, onda bir rahatlık gördüm ve; “Elhamdülillah! Hâlinizde bir hayli düzelme ve hayır alâmetleri vardır” dedim. Kollarını açtı. “Şu güller, sümbüller” deyip kollarındaki kızamıkların yerlerini gösterdi. O sırada hanımı, içeri girmek için haber gönderdi. “Bundan sonra bizim gözümüze görünmesi onun için uygun olmaz” cevâbını verdi. İçeri girmesine müsâade etmedi. Ölüm hâli görüldüğünde, başını yastıktan kaldırdı. Sağına ve soluna işâret ederek; “Ve aleyküm selâm, ve aleyküm selâm” dedi. Sonra Yâsîn-i şerîfi okumaya başladı. Tamamlayamadan rûhunu Hakk’a teslim etti.

Toplam Görüntülenme: 1655

Yayın tarihi: Perşembe, 29 Mart 2007

Bunları okudunuz mu?