Kötü düşüncelerden kalbinizi uzak tutun

Şerefüddîn Osman Efendi Şeyh Ahmed Yesevî hazretlerinin halîfelerindendir. Türkistan’da doğdu. Şeyh Ahmed Yesevî hazretlerinin sohbetlerinde bulunup dersleriyle yetişti. Talebelerinin en meşhurları arasında yer aldı. Ahmed Yesevî hazretlerinin vefâtından sonra Türkistan'da duramaz oldu ve hocasının meşhur talebelerinden bazılarılarıyla birlikte Anadolu’ya geldiler. Osman Efendi Yozgat'a bağlı Keçikıran köyünde bir zaviye (dergâh) yaparak halkı irşad etti. Bu köy bugün Osmanpaşa nâhiyesi adıyla anılmaktadır. 1240 (H.638) yılında orada vefât etti.

Sohbetlerinde buyurdu ki: "Uzun emel, uzun arzular ile kıymetli vaktinizi zâyi etmeyiniz. Kötü düşüncelerden kalbinizi uzak tutunuz. Vesveselerden, boş düşüncelerden zihninizi temizleyiniz. Her gün belli bir vakitte Kur'ân-ı kerîm okuyunuz. İyilerin yolu budur. Dünyâ gam ve kederinde kalmak, eline dünyâlık geçmedi diye üzülmek, akıllıların işi değildir. Dünyâlık için üzülmekten ele ne geçer? Zamânı iyi işlerde harcamak gerekir. Ticâret ve zirâat iyi işlerdendir. İhlâsla Allahü teâlâyı anmak en büyük nîmettir."
"Dünyevî maksatlar için benim yanıma gelmeniz ve benden bir şey talep etmeniz ahmaklıktır. Allahü teâlâ kitaplarını, dünyevî kazanç yollarını bildirmek için indirmemiş, Peygamberlerini bunun için göndermemiştir. Bilakis onları kullarına dîni öğretmek için göndermiştir. Dünyâlık kazanmak için kitap ve peygambere ihtiyaç yoktur. Kitap ve peygamber olmadan da dünyâlık kazanılabilir. Cenâb-ı Hak bu hususta dinli dinsiz bütün yaratıklarının rızıklarına kefildir...

Bir kimse uygun bir mürşid-i kâmil, rehber elinde kemâlin zirvesine ulaşırsa, Peygamber efendimizin vekîli olur. Peygambere dünyâyı kazanma yollarını öğretmesi lâzım değil iken onun vekillerine niye lâzım olsun. Pîr-i kâmilin duâsıyla dünyâlık elde etmek makbûl değildir. Bid'at ve gaflet ehli böyle şeylere müptelâ olmuş, tutulmuştur. İşin özü şudur ki: Bir kul namaz, oruç, Kur'ân-ı kerîm okumak ve zikri bu maksatla yaparsa, dünyâlık bakımından onun durumu iyi olur. Fakat âhiret sevabından mahrûm kalır. Nitekim âyet-i kerîmede meâlen şöyle buyrulmaktadır:

(Kim dünyâ hayâtını ve onun süsünü isterse, onlara yaptıklarının [çalıştıklarının] karşılığını burada tam olarak veririz. Bu hususta bir eksikliğe de uğratılmazlar. Onlar öyle kimselerdir ki, âhirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Dünyâda yapageldikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zâten yapageldikleri şeyler hep boştur." (Hûd sûresi: 15-16)

Toplam Görüntülenme: 127

Yayın tarihi: Cumartesi, 27 Mayıs 2023

Bunları okudunuz mu?