Bu sayfayı yazdır

Kurra ve muhaddis Rufey bin Mihran

Ebu’l-Aliyye (Rufey bin Mihran), tâbiinden, büyük kurra ve muhaddislerdendir. İran’da doğdu ve orada büyüyüp yetişti. Müslümanlar İran’la savaşa başladığında Rufey hazretleri, Müslümanların ellerine düşen genç kölelerden biriydi. Çok geçmedi o ve beraberindekiler Müslüman oldular. Abdullah İbni Mesud, Übeyy İbn Ka’b, Ebu Eyyub el-Ensarî, Ebu Hüreyre, Abdullah İbn-i Abbas ve başka sahabîlerden hadis öğrendi...

Savaş meydanlarında...
Bu mübarek zat, zamanının bir kısmını mücahitlerle birlikte savaş meydanlarında veya nöbetçilerle birlikte düşman karargâhlarının karşısında nöbetçi olarak geçirirdi. Savaşlarda doğu ve batıya gitmeyi tercih etmiştir. Maveraünnehir’de İran ordularıyla savaştığı gibi Suriye’de Bizanslılarla da savaşmıştır. Bu diyarda ezanı yüksek sesle okuyanların ilki olmuştur...
İslam ordusu bir harbe hazırlanıyordu. Ebu’l-Aliyye de bu cihada katılmaya karar verdi. Bütün hazırlığını yapıp mücahitlerle birlikte gitmek için beklemeye başladı. Sabah olunca ayağına şiddetli bir ağrı girdi. Ağrı gittikçe artıyordu. Muayene eden tabip, ayağının “kangren” olduğunu ve hemen bacağının kesilmesi gerektiğini söyledi. Doktor neşteri ve testereyi getirdi. Sonra ona;
-Acı duymaman için bir yudum uyuşturucu ilaç ister misin? dedi. O mübarek de;
-Hayır bundan daha iyisi var, diye cevap verdi.
Doktor hayretle sordu;
-Peki daha iyi olan ilaç nedir?
Ebu’l-Aliyye şöyle cevap verdi:

Bacağını testereyle kestiler...
-Güzel sesli biri gelsin bana Kur’an-ı kerim okusun. Eğer beni, yüzüm kızarmış, göz bebeklerim büyümüş ve gözüm semaya dikilmiş bir halde görürseniz, bana o anda dilediğinizi yapınız...
Onun söylediğini aynen yapıp bacağını kestiler.
-Allah’ın Kitabından duyduklarımın tatlılığı testerenin sıcaklığını bana duyurmadı, dedi.
Daha sonra ayağını eline aldı ve ona bakıp şöyle dedi:
“Kıyamet gününde Rabbimle karşılaştığımda ve o bana: Kırk yıldan beri seni bir harama yürüttüm mü veya seni mubah olmayana dokundurdum mu diye sorduğunda, ben hayır diyeceğim ve inşallah söylediklerimde doğru olacağım...”
Ancak, bacağı kesildiği halde hastalık yine de ilerledi ve Hicretin 93. yılının şevval ayında Rabbine kavuştu...

Toplam Görüntülenme: 1700

Yayın tarihi: Cumartesi, 13 Ekim 2007