Bu sayfayı yazdır

Şehit Sultan Abdülazîz Han

Abdülazîz Han, Osmânlı pâdişâhlarının otuzikincisi ve islâm halîfelerinin doksanyedincisidir. Sultân İkinci Mahmûd’un ikinci oğludur. 1830’da doğdu. 25 Hazîran 1860’ta halîfe oldu. 1876’da Dolmabahçe Sarayından alınıp, Topkapı Sarayına hapsedildi. Beş gün sonra Midhat Paşa ve Serasker [savunma bakanı] Hüseyn Avnî Paşa, Süleymân Paşa ve arkadaşları tarafından, Feriyye Sarayında Kur’ân-ı kerîm okurken bilek damarları kestirilerek şehîd edildiği, Sultân Vahîdeddînin Başkâtibi, Alî Fuad Beyin hâtıralarında yazılıdır...

“Bunu bana kim yaptı?”
1876 senesi, 30 Mayıs Salı günü, sabâha karşı saat sekizde, Vâlide Sultânı yataktan kaldırıyorlar. Sultân, oğlu Abdülazîz Hanı uyandırıyor. Halîfe, (Anne bunu bana kim yaptı? Beni Sultân Selîm’e mi döndürecekler? Ben kime ne ettim?) diyor. Vâlide Sultân (Avnî Paşa etti) diyor. (Yalnız Avnî etmedi. Rüşdü Paşa ile Ahmed ve Midhat Paşalar da, bu işe dâhil. Ben bu felâketi otuz kırk defa rüyâmda gördüm... Cenâb-ı Hakkın takdîri böyle imiş) diyor...
Kayıkla Topkapı Sarayına götürülüp, Üçüncü Selîm Hanın şehîd edildiği odada, hapsolunuyor. Çorba gönderiyorlar. Kalfa (Kaşıksız, efendimizin önüne nasıl koyayım?) diyor. Bir kırık tahta kaşık veriyorlar. Halîfe, biraz içiyor. Abdest almak için, nalın aratıyor. (İzin yok) diyerek vermiyorlar. Abdesthâneye yalın ayak giriyor. Üç gün kuru tahta üstünde aç, susuz bırakılıyor. Kayıkta yağmurdan ıslanmış olan elbisesini çıkarmak için gecelik istiyor. (İrâde yoktur) diyerek vermiyorlar. Sultân Murâd’a tebrîknâme ve acıklı mektûblar gönderiyor. Dördüncü gün, (2 Hazîran sabâhı) ‘Sultân Murâd’ın irâdesi ile’ diyerek, Feriyye Sarâyına götürüyorlar. İçeri hızlı girdiği için, bir süngülü asker, göğsünden itiyor. (Annem nerede?) diyor. Annesi koşup gelerek, yukarı çıkarıyor.

“Allah, Allah...” diyerek...
Askerlerin saygısızca konuşturulduğunu görünce, (Aman anneciğim. Bunlar beni öldürecekler) diyor! İki gün sonra, eski, yırtık eşyâ gönderiyorlar. Askerler, ikide bir, ‘kılıcını isteriz’ diye hücûm ediyor. Vermiyor ise de, Vâlide Sultân, gizlice vermek zorunda kalıyor...
4 Hazîran sabâhı Vâlide Sultân içeri gelip, kapının açık olduğunu ve halîfenin kanlar içinde yattığını görünce, feryâd ediyor. Halîfe, ellerini, annesinin göğsü üzerine koyup (Allah, Allah...) diyerek son nefesini veriyor...

Toplam Görüntülenme: 2313

Yayın tarihi: Çarşamba, 01 Şubat 2006