Bu sayfayı yazdır

Vezir-i âzam Sinan Paşa

Yavuz Sultan Selim Han, Merc-i Dâbık Zaferi ile, Memlûklar’ı bozguna uğratmış, hükümdar Kansu Gavri de öldürülmüştü. Memlûklar, Tomanbay’ı hükümdar seçtiler. Tomanbay, Yavuz Sultan Selim’in amansız Mısır çöllerini geçemeyip Anadolu’ya döneceğini düşünüyor, kaybedilen yerleri tekrar alacağına inanıyordu. Yavuz Sultan Selim ise Kâhire’nin alınmadan Mısır’ın tam olarak fethedilemeyeceğini bildiği için meşhur Sînâ Çölünü, Allah’ın inâyeti ile on üç günde geçerek 1517 yılında Ridâniye’de Memlûk ordusu ile karşı karşıya geldi...

Son bir çâre olarak!..
Savaş esnasında yenilginin yaklaşmakta olduğunu anlayan Tomanbay, son bir çâre olmak üzere, zırhlı ve yeminli süvari fırkasından oluşan Memlûk fedailerine, Yavuz’u hedef gösterdi. Bunun farkına varan Sinan Paşa, durumu Padişaha arz ederek;
-Sultanım, Tomanbay’ın adamları hazretinize kasdetmek niyetiyle üzerinize gelirler. Kaftan ve sarığınızı ben giyeyim de Padişahın ben olduğumu zannederek üzerime gelsinler, onları bertaraf edeyim. Bu can uğrunuza feda olsun, dedi.
Bunları söyledikten sonra fedâileri kendi üzerine çekti. Yavuz Sultan Selim, arkadan yetişip fedâileri bertaraf edinceye kadar da şehit oldu...
Yirmi beş bin kayıp veren Memlûk ordusunun geride kalanları, Kahire’ye ve oradan da Sait istikametine çekildi. Sultan Tomanbay da bir avuç adamıyla, selâmeti kaçmakta buldu...

“Mısır’ı aldık, lâkin!..”
Bu savaşın sonucunda Memlûklar tarihe karışmış ve Osmanlı Devleti Mısır’a hakim olmuş, Halifelik de Osmanlılara geçmiştir...
Yavuz Sultan Selim, Mısır’a girerken çok mahzun idi. Hazreti Yusuf kıssasına telmihte bulunarak;
- Mısır’ı aldık, lâkin Yusuf’u kaybettik!.. diyordu. Zira Sinan Paşa’nın asıl ismi “Sinanüddin Yusuf Paşa” idi. Bu sözleri ile Yavuz, âlim ve mücahit devlet ricâline verdiği kıymet ve ehemmiyeti ifâde ediyordu. Padişahın gark olduğu elemi, Mısır’ın fethi bile teskîn edemiyordu...

Toplam Görüntülenme: 2105

Yayın tarihi: Cumartesi, 22 Nisan 2006