Bu sayfayı yazdır

Allahü tealanın sevgili kulu olmak için

Edirneli Cemaleddin Uşşakî Efendi Halveti tarikatının Uşşakiye kolunun büyüklerindendir. Edirne'de doğdu. Burada sülûkünü tamamladıktan sonra İstanbul'a gelerek taliplerini yetiştirdi. 1164 (m. 1750)’de vefat etti. Buyurdu ki:

Allahü teala, dünyada, en çok Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimizden razıdır, en çok onu sever. Çünkü bir hadis-i kudside “Levlake levlake lima halaktül eflake!” (Ey Habibim, sen olmasaydın, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmayacaktım) her şeyi senin hürmetine yarattım buyuruyor. Allahü teala indinde Peygamber Efendimizden makbul sevgili kul yoktur. Kim ona benzerse, Allahü teala ondan çok razı olur. Kim Peygamber Efendimizi severse, onun sünnetine yapışırsa, ona benzemeye çalışırsa, onu daha çok sever. Büyüklerimiz; “Mütabaat gibi hiçbir üstünlük yoktur. Mütabaat, Peygamberimizin sünnetine tabi olmak, yani ona uymak, onun ahlakıyla ahlaklanmaktır” buyuruyor. Peygamber Efendimiz; “Eddebenî Rabbî” (Rabbim beni terbiye etti) buyurdular. İşte Efendimizin ahlakı, Kur’ân-ı kerim ahlakı idi. Resulullah Efendimizin vefatından nice seneler sonra O’nun son zamanlarına yetişenler ve tabiinden olan gençler, Hazreti Aişe (radıyallahü anha) validemize geldiler. “Ey annemiz, Server-i âlem Efendimizin ahlakından bize bir şeyler anlatır mısınız?” dediler. Hazreti Aişe validemiz; “Onun ahlakı, Kur'ân-ı kerim ahlakıydı” buyurdular. Yani, Kur’ân-ı kerimde, Allahü teala ne buyuruyorsa, O’nun her hareketi Allahü tealanın rızasına uygun idi. Sanki Kur'ân-ı kerimin şekillenmişi, tecessüm etmiş hâli idi. Onun için, Peygamber Efendimize zerre kadar benzemek, doğrudan doğruya Cenab-ı Hakkın sevgili kulu olmak demektir. Evliya, hakiki Ehl-i sünnet âlimleri, Peygamber Efendimize o kadar benziyorlar, onun sünnetine o kadar yapışıyorlar, onun dinine o kadar sarılıyorlar ki, artık onların Peygamber Efendimize tabi olmanın dışında herhangi bir harekette bulunmaları mümkün değildir. Âdeta Peygamber Efendimizde fâni olmuşlardır. Tasavvufta buna “Fena-fir-resul” yani, ''Resulullahta fâni olmak'' demektir. Bu haslet kimde teşekkül ederse, Allahü tealanın sevgili kuludur. Yoksa keramet gösteriyorum diyerek gaibden haber verenler, sihirbazlık yapanlar sevgili kul değildir. Allahü tealanın sevgili kulu olmak için, keramet sahibi olsun veya olmasın, bilinmeyen gizli şeyleri bilsin veya bilmesin, İslamiyet yolunda olmak önemlidir.

Toplam Görüntülenme: 65

Yayın tarihi: Pazartesi, 16 Ağustos 2021