Bu sayfayı yazdır

Veren zat olgun, alan ise uygun olmalıdır

Ebû Zekeriyyâ bin İbrâhîm Kurtubî hazretleri hadis ve Mâlikî fıkıh âlimidir. Endülüs’te (İspanya) Tuleytula’da (Toledo) doğdu. Kuzey Afrika, Hicaz ve Irak civarına giderek büyük âlimlerden ilim tahsil etti. Endülüs’e döndükten sonra Tuleytula’da talebe yetiştirdi. 259’da (m. 873) Kurtuba’da (Cordoba) vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

İyi bil ki, senin saadetin ve belki bütün insanların saadeti ve herkesin dünya ve âhıret sıkıntılarından kurtulması, sahibimizin zikri ile olur. Elden geldikçe her zaman zikir yapmalıdır. Ondan bir ân gâfil kalmamalıdır. Bunun için, sana önce lâzım olan, her şeyden yüz çevirip, Allahü tealanın evliyasına bağlanmandır! O büyüklerin kalblerinden, ruhlarından faydalanmak için yalvarmalısın! Önce zikir lâzımdır. Zikir, hâtırlamak, anmak demektir. Göğsün sol tarafındaki kalb, yürek denilen et parçasını düşünürsün. Bu et parçası, gönül denilen hakîkî kalbin yuvası gibidir. ALLAH mübârek ismini, hayâlin ile bu kalb üzerinden geçirirsin. Bu ânda, hiçbir uzvunu oynatmazsın. Yalnız kalbini düşünerek oturursun. Kalbin şeklini, anatomik yapısını düşünmezsin. Çünkü, kalbin yerini düşünmek lâzımdır. Kalbin kendisini tasavvur etmek, hâtırlamak lâzım değildir. Allah ismini, kalbin bulunduğu yerde hâtırlarken, hiçbir şeye benzemez diye düşünürsün! Allahü teâlânın sıfatlarını da düşünmezsin. Hazır ve nâzır olduğunu dahî düşünmezsin. Mahlûkları görüp, bunlara bağlı kalıp avunarak, hiçbir şeye benzemeyen varlığa bağlanmaktan mahrum kalmayasın. Çünkü mahlûklarda görülen, anlaşılan her şey, o olamaz. Çoklukta görülenler, bir olanı görmek olamaz. Hiçbir şeye benzemeyeni, bilinen, anlaşılan şeylerin dışında aramak lâzımdır. Ayrılmayan, bölünmeyen, hiç değişmeyen bir şey, çok olan, başka başka olan şeylerde bulunamaz. Zikrederken, bir velînin görünüşü, kendiliğinden hâsıl olursa, o görünüşü de kalbde durdurmalıdır. Böylece zikre devam etmelidir. Velî dediğimiz zat, Allahü teâlâya kavuşturan yolu gösterendir. Yolda, ondan yardım, imdâd gelen zattır. Yoksa cübbe, külâh, diploma edinip, şeyh efendi olarak köşede oturan câhil değildir. Âdetlere, gösterişlere, yaldızlı sözlere aldanmamalıdır. Evet, kâmil ve mükemmil bir zattan, bereketlenmek, faydalanmak için elbise, çamaşır gibi şey almak, onu inanarak ve saygı ile kullanmak çok fayda ve feyiz verir. Fakat, veren olgun, alan uygun olmak lâzımdır.

Toplam Görüntülenme: 45

Yayın tarihi: Pazar, 26 Aralık 2021